<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tamay Açıkel</title>
	<atom:link href="http://www.tamayacikel.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tamayacikel.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Jan 2012 23:09:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Erzurum/Uzundere, Çoruh Vadisi, Tortum-Artvin/Yusufeli</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2011/10/20/erzurumuzundere/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2011/10/20/erzurumuzundere/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2011 12:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[- Gezilerden]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraflarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=2076</guid>
		<description><![CDATA[      Tamay Açıkel]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2097" class="wp-caption aligncenter" style="width: 810px"><img class="size-full wp-image-2097" title="Erzurum7-1" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/10/Erzurum7-1.jpg" alt="" width="800" height="640" /><p class="wp-caption-text">Uzundere&#39;de yaşam</p></div>
<p style="text-align: center;"> </p>
<div id="attachment_2078" class="wp-caption aligncenter" style="width: 810px"><img class="size-full wp-image-2078" title="Erzurum_Uzundere_2" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/10/Erzurum_Uzundere_2.jpg" alt="" width="800" height="640" /><p class="wp-caption-text">Uzundere</p></div>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 810px"><img title="Artvin/Yusufeli" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/10/Erzurum3.jpg" alt="" width="800" height="640" /><p class="wp-caption-text">Yusufeli&#39;de yaşam</p></div>
<p> </p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 810px"><img class=" " title="Erzurum4-1" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/10/Erzurum4-11.jpg" alt="" width="800" height="640" /><p class="wp-caption-text">Tortum&#39;da sonbahar</p></div>
<p> </p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 810px"><img title="Erzurum5" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/10/Erzurum5.jpg" alt="" width="800" height="640" /><p class="wp-caption-text">Kırsal Kalkınma Girişimi 7. Toplantısı- HES Projeleri ve Kırsal Kalkınmaya Etkisi-14, 15, 16, Ekim 2011- Uzundere/ Erzurum</p></div>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 810px"><img title="Erzurum6" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/10/Erzurum6.jpg" alt="" width="800" height="640" /><p class="wp-caption-text">Çoruh Vadisi... eşsiz vadi... (minibüsün camından) </p></div>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2011/10/20/erzurumuzundere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir yazışma</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2011/10/05/bir-yazisma/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2011/10/05/bir-yazisma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2011 18:14:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=2099</guid>
		<description><![CDATA[Ergun Kaftancı Bizim Sakarya Gazetesi 02 Ekim 2011 12.13     Tamay Hanım&#8217;a teşekkürler     SADECE ben değil, bu gazeteyle ilişkisi olan herkes ana dilimizi sahiplenmekte titiz, hassas ve dikkatli&#8230; Türkçe konusunda hiç ödün vermeyen yazarımız ise Tamay Açıkel. Medya Kritik sayfamızı dikkatinden kaçırmadığını, elektronik posta yoluyla göndermek lûtfunda bulunduğu mektubuyla gösterdi ve mektubu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="100%" valign="top"><strong><em>Ergun Kaftancı </em></strong></p>
<p><strong><em>Bizim Sakarya Gazetesi</em></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" valign="top"><em>02 Ekim 2011 12.13 </em><em> </em></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>Tamay Hanım&#8217;a teşekkürler</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" valign="top">SADECE ben değil, bu gazeteyle ilişkisi olan herkes ana dilimizi sahiplenmekte titiz, hassas ve dikkatli&#8230;<br />
Türkçe konusunda hiç ödün vermeyen yazarımız ise Tamay Açıkel.<br />
Medya Kritik sayfamızı dikkatinden kaçırmadığını, elektronik posta yoluyla göndermek lûtfunda bulunduğu mektubuyla gösterdi ve mektubu yayınlamama da izin verdi. İşte o mektup:<br />
&#8220;Merhaba Ergun Bey,<br />
Medya Kritik köşenizi ilgiyle okuyorum. Bizim Sakarya&#8217;nın hatalarına da yer veriyor, kendi gazetenizi de eleştirmekten çekinmiyorsunuz. Doğru olan da bu&#8230; Gazetemizde bazen gerçekten korkunç hatalar yapılıyor. Örneğin, &#8220;İmamla iletişim kurun&#8221; olması gerekirken; &#8220;İmamla ilişki kurun&#8221; diye bir başlık&#8230; Gözlerime inanamamıştım gördüğümde&#8230; Geçtiğimiz salı günüyse birinci sayfada &#8220;Irk ıslahında iyileşme&#8221; diye bir haber başlığı vardı. Dördüncü sayfada da tekrarı&#8230; Çelik konstrüksiyon yerine çelik kondisyon&#8230; Üstelik cümle ortasında geçen &#8220;çelik&#8221; niye büyük harf acaba? Fındık, fıstık&#8230; Her şey büyük harfle başlayabiliyor. Öyle çok ki buna benzer yanlışlar&#8230; Ama en azından vara yoğa ünlem koymaktan vazgeçildi&#8230; Keşke en azından başlıkları önceden siz bir gözden geçirebilseniz. Ne iyi olur.<br />
Ergun Bey, siz de bir yazınızda kendisinden söz etmiştiniz ya; bugün Cumhuriyet Kitap&#8217;ta Feyza Hepçilingirler&#8217;in yazısını okudum. İki nokta üst üste demiyor, iki nokta diyor. Nedenini de şöyle açıklıyor: &#8220;Yanyana iki nokta işaretimiz olmadığına göre, üst üste diye belirtme de gerekmez.&#8221; Benim bildiğim Ergun Kaftancı bu noktalama yanlışını yapmaz. Ama nedense yapıyor, cümle sonlarına çoğunca iki nokta koyuyor. Anlayışınıza güvenerek hep, dur söyleyeyim, diyorum&#8230; Sonra ihmal ediyorum. Feyza Hanım&#8217;ın yazısında da görünce &#8220;Şimdi tam sırası&#8221; dedim. Bilmem iyi ettim mi&#8230; Size bir kolaylık: Word&#8217;de yazarken klavyedeki &#8220;Alt Gr&#8221; tuşunu basılı tutarak nokta tuşuna basın, üç nokta oluyor. Üç kez noktaya basmaktan kurtulursunuz böylece&#8230; Feyza Hepçilingirler&#8217;in &#8216;Türkçe Günlükleri&#8217;ni yıllardır okurum. Kendisiyle tanışmak mutluluğuna da eriştim. Daha da büyük mutluluk; onu üniversiteli gençlerle buluşturduk. Bu konuyla ilgili, gazetede de yayımlanan &#8220;Türkçe Nereye Gidiyor?&#8221; başlıklı yazımı okursanız çok sevinirim. İyilik dileklerimle&#8230; Saygılar. &#8221;<br />
*<br />
Değerli yazar arkadaşımı elbet da karşılıksız bırakamazdım. Mektubuna hemen yanıt verdim ve dedim ki:<br />
&#8220;İlginize çok teşekkür ediyorum. Sakarya Basını maalesef hem gazetecilik, hem dil konusunda çok geride kalmış. İnsan üzülüyor.<br />
Özgür Arık, &#8220;İki konuda da basını yönlendirelim&#8221; deyince kolları sıvadık.<br />
Allah utandırmasın&#8230;<br />
Basında yanlıştan geçilmiyor&#8230;<br />
Sizin de dikkatinizi çeken yanlışları ben çok sonra görebiliyorum; zira gazeteler ancak cumartesi günü elime geçiyor. İşaret buyurduğunuz yanlışlar sadece bizim gazetenin değil Sakarya Basını&#8217;nın da nerede olduğunu göstermeye yetiyor.<br />
Önümüzdeki hafta yayına girecek Medya Kritik köşemizde mektubunuzu izninizle yayınlamak isterim. Destur verirseniz çok sevinirim&#8230;<br />
İki nokta meselesine gelince&#8230;<br />
İmlâ kurallarımız arasında yan yana iki noktanın olmadığını biliyorum; üç noktadan birini tenzil etmenin çirkin bir kapris olduğunu lûtfen kabul edin; ortalık kalabalık gözükmesin diye üç noktayı çok ama çok önceki yıllarda boşamıştım.<br />
Hıncal Uluç eski bir arkadaşım; Ankara&#8217;da Son Baskı gazetesinde birlikte çalışırken ikimiz de üç nokta yerine iki nokta kullanmayı marifet saydık; cehalet işte&#8230;<br />
O alışkanlığımız sürüp geldi. Hıncal neye karar verir bilemiyorum ama ben, üç noktayla nikâh tazelemeye karar verdim.<br />
Örnek olmaya kalktığımıza göre yanlıştan da uzak durmalıyız&#8230;<br />
Feyza Hanımı ben de izlemeye çalışıyorum; onun hizmetleri yadsınamaz.<br />
Haberlerin başlıklarını görme olanağım yok. İstanbul&#8217;dan sık sık ayrılamıyorum. Ancak buradan yaptığım uyarıları da pek dinlemiyorlar.<br />
Yazınızı mutlaka okuyacağım. Sizden öğreneceğim çok şey olduğunu düşünüyorum.<br />
Esenlikler diliyor, saygılar sunuyorum&#8221;<br />
*<br />
Değerli kardeşim Açıkel de bunun üzerine yeni bir mektup yolladı; onu da aynen yayınlıyorum:<br />
&#8220;Yanıtınıza teşekkür ederim. Mektubumu Medya Kritik&#8217;e koyabilirsiniz tabii.<br />
Türkiye&#8217;de ortalama insan dil yanlışlarının farkında bile değil. Bizler, bir avuç insan dertleniyoruz işte, kendi kendimize. Üniversite öğrencileri bile basit bir Türkçe bilgisini ulaşılmaz görebiliyor. Şaşkın şaşkın bakıyorlar insanın yüzüne&#8230; Basına büyük görev düşüyor bu durumda&#8230;<br />
Sizi üç noktayla barıştırdığıma gerçekten sevindim Ergun Bey&#8230; Gereksiz bir dargınlıkmış doğrusu, sizin de dediğiniz gibi&#8230; İyilik dileklerimle&#8230; &#8221;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Derkenar: Medya Kritik, bu hafta da kalabalık olduğu için Sayın Açıkel&#8217;in mektubunu sütunumda yayınlamayı uygun buldum. Aldığım izne ilişkin alan burası değil ama değerli yazar arkadaşım herhalde beni bağışlama büyüklüğünü gösterecektir diye düşündüm.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2011/10/05/bir-yazisma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Bebek</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2011/09/03/iki-bebek/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2011/09/03/iki-bebek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Sep 2011 04:14:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=2006</guid>
		<description><![CDATA[  Çocuklarımız, onlarla beraber biz… heyecanlı bir bekleyişle geçti bu yaz. İlk kez anne baba olmayı beklemek… Biliriz… Ve geldi kırk gün arayla, beklenen iki bebek:  Kaya ve Deniz… Biri kız, biri erkek… “Torun çok seviliyor… Hemen değil ama… göreceksiniz; hele bir sizi tanımaya, sonra da konuşmaya başlasın…” Böyle der, bütün torun sahibi olanlar… Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-2012" title="Iki_bebek" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/09/Iki_bebek.jpg" alt="" width="386" height="278" /> </p>
<p>Çocuklarımız, onlarla beraber biz… heyecanlı bir bekleyişle geçti bu yaz. İlk kez anne baba olmayı beklemek… Biliriz… Ve geldi kırk gün arayla, beklenen iki bebek:  Kaya ve Deniz… Biri kız, biri erkek…</p>
<p><em>“Torun çok seviliyor… Hemen değil ama… göreceksiniz; hele bir sizi tanımaya, sonra da konuşmaya başlasın…”</em> Böyle der, bütün torun sahibi olanlar…</p>
<p>Ben de ikisinin karyolada yan yana çekilmiş resmini koydum bilgisayarımın masaüstüne şimdilik. Aslında “masanın” üstünde olmalıydı ama henüz basılmış tek bir fotoğraf yok elimize alıp bakacağımız, çok komik!</p>
<p>O küçücük varlık, o iki genç insana neler verdiğini nereden bilsin, dünyaya gelmekle… Sevgi, şefkat görecek; el bebek gül bebek büyüyecek… Sonra kendi de tam alışırken hayata, hayatın zorluklarına… karşı konulmaz bir dürtüyle yeni ve pek büyük bir sorumluluk ekleyecek hayatına. O zaman öğrenecek işte!</p>
<p>Bence şimdi, bizim için o duyguları yeniden yaşama zamanı… Çocuklar ikiyken dört oldular&#8230; Şimdi de altı… Artık onların penceresinden bakacağız gençliğimizin o büyülü dönemine… Bizim için bilinmez değil; benzer ama benzersiz olacak…</p>
<p>O şirin bebekleri kim sevmez? Peki, onlar da ana babaları gibi öyle kendiliğinden mi sevecekler bizi?</p>
<p>Yok, galiba bunun için çaba göstermemiz gerekecek…</p>
<p>Yaşayarak öğreneceklerimiz bitti mi ki?</p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2011/09/03/iki-bebek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yarımada Takas Şenliği</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2011/02/20/takas-senligi/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2011/02/20/takas-senligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 23:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Blog 2]]></category>
		<category><![CDATA[- Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA["Yarımada Tohum Takas Şenliği"]]></category>
		<category><![CDATA[Beğendik Abi]]></category>
		<category><![CDATA[Ege’nin otları]]></category>
		<category><![CDATA[GDO]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Karaburun]]></category>
		<category><![CDATA[Köy Enstitülü yazar Huriye Saraç]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa lalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mordoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen Benisa]]></category>
		<category><![CDATA[Seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[Sığacık]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Teos Antik Kenti]]></category>
		<category><![CDATA[Urla]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam patentlenemez!..]]></category>
		<category><![CDATA[‘cittaslow’]]></category>
		<category><![CDATA[‘Tohum Yasası’]]></category>
		<category><![CDATA[“Meyve Mirası”]]></category>
		<category><![CDATA[“Tohum Ağı”]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=1785</guid>
		<description><![CDATA[    Seferihisar, Urla, Mordoğan, Karaburun belediyeleri işbirliğiyle düzenlenen &#8220;Yarımada Tohum Takas Şenliği&#8221; için İzmir’deyiz. Şenlik cumartesi, biz Berin Ertürk&#8217;le birlikte perşembeden geldik. Hava yağmurlu ve soğuk. Kendimizi öğretmenevine atıyoruz. Akşam karanlığında çevreyi pek göremiyoruz ama şehir merkezine biraz uzak olduğunu öğreniyoruz. Başka seçeneğimiz yok; akşam yemeğini burada yiyip sonra da erkenden yatıyoruz. Sabah ilk iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<div id="attachment_1786" class="wp-caption aligncenter" style="width: 650px"><strong><strong><img class="size-full wp-image-1786  " title="Sığacık" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0206.jpg" alt="" width="640" height="429" /></strong></strong><p class="wp-caption-text">Sığacık&#39;ta bir sokak</p></div>
<p><strong>Seferihisar, Urla, Mordoğan, Karaburun</strong> belediyeleri işbirliğiyle düzenlenen <strong>&#8220;Yarımada Tohum Takas Şenliği&#8221;</strong> için <strong>İzmir</strong>’deyiz. Şenlik cumartesi, biz Berin Ertürk&#8217;le birlikte perşembeden geldik.</p>
<p>Hava yağmurlu ve soğuk. Kendimizi öğretmenevine atıyoruz. Akşam karanlığında çevreyi pek göremiyoruz ama şehir merkezine biraz uzak olduğunu öğreniyoruz. Başka seçeneğimiz yok; akşam yemeğini burada yiyip sonra da erkenden yatıyoruz. Sabah ilk iş pencereden dışarı bakmak: Nasıl bir yerdeyiz, hava yağmurlu mu yine?..</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-1788" title="Sığacık" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0189-240x160.jpg" alt="" width="168" height="112" />Bizim için yer ayırtıldığını öğrendiğimiz <strong>Sığacık</strong>’taki otele gitmeden önce Seferihisar’a iniyoruz… Burası ilk <strong>‘cittaslow’</strong>u Türkiye’nin… Gözümüze çarpan bir yerel mimari örneği yok… Terminal şehrin orta yerinde… Büyük market, büyük mağaza olmayacaktı hani? Ama hepsi var, bu çiçeği burnunda ‘yavaş şehir’de!</p>
<p>Üstü kapalı pazaryeri, her yerde gördüklerimizden. Değişik olan, Ege’nin otları… Bizde de var ama burada çeşit çok daha bol.</p>
<p>Yarınki etkinlik pazaryerinde yapılacak nasıl olsa, zamanımızı iyi kullanalım, Urla’yı da görelim gelmişken, diyoruz. Bir yandan da yağmurdan ıslanıyoruz, böyle giderse üşütüp hasta olmak var… Çabucak karar verip araba kiralıyoruz.</p>
<p>Sığacık sahiden de beş dakika sürüyormuş! Kıyıdaki kalesi, limanı, evleri,</p>
<div id="attachment_1787" class="wp-caption alignright" style="width: 250px"><img class="size-thumbnail wp-image-1787 " title="Sığacık" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0320-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /><p class="wp-caption-text">Marina</p></div>
<p>sokaklarıyla küçücük, tipik bir Ege kıyı yerleşimi… Yavaş şehirden kastedilen de burası olsa gerek. Ancak, yeni yapılan marina sayesinde mi desem yoksa yüzünden mi desem, kısa zamanda büyüyecek gibi görünüyor. Neyse, gözlem yapacak iki günümüz daha var nasıl olsa… Eşyalarımızı otele bırakıp Urla’ya doğru yola koyuluyoruz.</p>
<div id="attachment_1841" class="wp-caption aligncenter" style="width: 250px"><img class="size-thumbnail wp-image-1841" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0006-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /><p class="wp-caption-text">&quot;Beğendik Abi&quot;</p></div>
<p style="text-align: center;">Slowfood üyesi Urlalı, Urla aşığı bir hanımın işlettiği, eski pazaryerindeki <strong>“Beğendik Abi” </strong>lokantasını buluyoruz. Acıkmışız… İçerisi sıcacık, aydınlık ve vitrinde inanılmaz bir çeşitlilik! Urla yemekleri ayrı bir bölümde, bize göz kırpıyor! Handan Hanım, “En iyisi size birkaç çeşitten azar azar koyayım…” diyerek yardımcı olduktan sonra bizi bu görkemli tabaklarla baş başa bırakıyor. Yalnız bir ara, “Bakın işte buna karışırım!” diyerek yanımıza geliyor… Enginar dolmasını çatalla yememizeymiş tepkisi; elle yenecekmiş mutlaka, yaprak yaprak… Söz dinliyoruz, elle yiyoruz biz de. O çok merak ettiğimiz tatlının tadına dahi bakamayacak kadar çok yemişiz, azar azar derken…</p>
<p style="text-align: center;">
<div id="attachment_1790" class="wp-caption aligncenter" style="width: 458px"><img class="size-full wp-image-1790   " title="Urla" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0005-Small.jpg" alt="" width="448" height="300" /><p class="wp-caption-text">Handan Hanım&#39;ın mutfağı/&quot;Beğendik Abi&quot;</p></div>
<p>Urla’nın deniz kıyısı var bir de, görmezsek olmaz! Terk edilmiş gibi duruyor, ama soğuktan herkes içerilere sığınmış da ondan… Birer ıhlamur bir de sahilde tur, işte Urla sefamız!</p>
<p><img class="size-thumbnail wp-image-1803 alignleft" title="Urla" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0033-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-1806" title="Urla" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0038-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-thumbnail wp-image-1804 aligncenter" title="Urla" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0035-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /></p>
<p>Bademler Köyü… Bu köyün adını şöyle duymuştum: Tiyatrosu olan ilk köy. Türkiye’de tabii. Buraya turizm mevsiminde gelmeli…</p>
<p>Şenlik için İznik’ten gelecek arkadaşlarımızı karşılamak üzere Seferihisar’ın yolunu tutuyoruz. Zaten çok yakın buradan…</p>
<p>Akşam yemeğimiz bu sefer Sığacık sahilinde güzel bir lokantada… Ben bazı arkadaşlarla yeni tanışıyorum. Sohbet konumuz çoğunlukla tarım… Balık, otlar harika!</p>
<p>Kış günü klimayla ısıtmaya çalıştığımız odalarımızda üşüyerek geçiyor gece. Ama sabah, olağanüstü bir güne uyanıyoruz. Kahvaltı, kıyıda ufak bir keşif, birkaç fotoğraf, birkaç “Rastgele!”…</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-1830 aligncenter" title="Sığacık" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0058-800x535.jpg" alt="" width="560" height="375" /></p>
<p>Saat 10’da Seferihisar’dayız. Pazaryerinde tezgâhlar donanmış bile. Ege’nin çalışkan kadınları… Dolmalar, baklavalar, börekler ve çeşit çeşit yöresel ürün, sergilerde…</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1864" title="Seferihisar" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0096-Small-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-1865" title="Seferihisar" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0088-Small-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /></p>
<p>Slowfood üyeleri ve <strong>“Meyve Mirası”,</strong> <strong>“Tohum Ağı”</strong> gibi derneklerin üyeleriyle buluşacağız. Belediye Kültür Salonu’nda toplantı başlayacak. Sevgili Huriye teyzemiz de (Köy Enstitülü yazar, <strong>Huriye Saraç</strong>… Kitaptaki adıyla; <strong>Öğretmen Benisa</strong>) Salihli’den gelecek… Bembeyaz dalgalı saçları, hiç boya değmemiş güzel, aydınlık yüzüyle işte orada! Özlemle kucaklaşacağız…</p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1869" title="Huriye Saraç" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0127-1-Small-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-1866" title="Seferihisar" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0114-Small-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /></p>
<p>***</p>
<p>Salon tamamen dolu…</p>
<p><img class="size-full wp-image-1872 alignleft" title="DSC_0101 (Small)" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0101-Small.jpg" alt="" width="448" height="300" /></p>
<p><em>“Buğdayın atası Türkiye’de… Buradan yayıldı dünyaya buğday…”</em> diyor değerli bilim adamı <strong>Tayfun Özkaya</strong>…</p>
<p><em>“… Ama işte on bin yıldır bu topraklarda insanların karşılıksız </em><em>olarak özgürce paylaştığı tohumlara artık çokuluslu şirketler sahip çıkmaya çalışıyor. Bu şirketler yerli tohumlarımızı ele geçirirlerse diyecekler ki; siz bu malı ihraç edemezsiniz, pazarda da satamazsınız çünkü bu mal bizim!..”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“… </em><em>Ve onlar bu tür toplantılardan korkuyorlar şimdi. Takas toplantılarından… İşte bizi burada engellemeye çalıştılar. Aslında bekliyorduk bunu… Çünkü dört yıl önce çıkarılan <strong>‘Tohum Yasası’,</strong> yerel tohumların satışını yasaklıyor… Bazı tarım il müdürlükleri çiftçilerin tohumlarını, fidelerini satmalarını engelliyor. Ama bunu yavaş yavaş yapıyorlar… Neden? Birdenbire yaparlarsa halk uyanır da ondan!..” </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“… Bir çeşit çıkartırlar ve bunu koskoca bir bölgede satmak isterler. Türkiye çapında, olsun olsun dört beş çeşit tohum… Hâlbuki ülkemizde ve dünyada, her köyün bir çeşidi vardır ve o tohumla, aslında, en iyi neticeyi ancak o köyde alırsınız. Bazen Kars’taki tohumu buraya getirerek netice aldığınız da olur ama bu genellikle böyledir…”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“… Bizim üreticimiz şirket tohumlarını neredeyse tohumdan saymıyor. Ben onlarla konuşuyorum; kendi tohumlarını ilaçsız, gübresiz hatta susuz yetiştirebiliyorlar…”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“…Şirketler maksimum kâr elde edebilmek için yerel tohuma aslında düşmandırlar. Yaptıkları kanunla da bunu yasakladılar. Bundan daha büyük bir zulüm olamaz…”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“En büyük on tohum şirketinin, ne kadar ilginçtir ki dört tanesi aynı zamanda da tarım ilacı firması! Beşeri ilaçları satanlar da var bunların arasında… Yani; üreticiler tohumu parayla alsınlar, sonra da ilacını… Çünkü bu tohumlar ilaçsız yetiştirilemiyor… İlaçların bazıları kanser yapıyormuş, yapsın!.. Bir de kanser ilacı satarız onlara… Yani tam bir hegemonya! Hele bir de ‘<strong>GDO</strong>’lar gelirse o zaman iyice bir rezalet olacak… Ama işte Türkiye’de ‘GDO’ya Hayır Platformu ve onun bilinçlendirme mücadelesi sürecinde, hiç olmazsa GDO üretimi yasaklandı. İthalatı serbest olsa da üretimi yasak…” </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“… İzmir’de <strong>Tansaş</strong>’ı belediye yönetiyordu, şimdi çokuluslu firmalar yönetiyor… O zaman ne oluyor, mesela elmayı nereden alacağına karar verecek, yakınımızdakini alayım demiyor… Nerede daha ucuz? Şili’de… Oradan getireyim diyor. Sonra bilim insanlarını devreye sokuyorlar… Ürün o kadar uzaktan geliyor; yola dayansın diye ıslah çalışması yapılıyor. Bütün bunlar niye? O şirketler daha büyük kârlar elde etsinler, her şeye sahip olsunlar diye… Ama insanlar daha iyi beslensin, daha mutlu olsun diye değil… İşte ‘küreselleşme’ dediğimiz şey bu: Üreticiyi üreticiye kırdırmak!..” </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“… Yaptığımız tohum takası geleceğe yönelik büyük bir mücadelenin başlangıcı… Biz hiçbir zaman bilim ve teknoloji karşıtı değiliz. Ama dünyanın değişik ülkelerinde örnekleri var; bilim insanlarıyla köylüler el ele vererek ıslah çalışması yapıyorlar mesela. ‘Katılımcı ıslah’ deniyor buna… </em></p>
<p><em>İzninizle şunu da söylemek istiyorum; yılgınlığa gerek yok! Her şeyi kaybettik, yok olduk duygusuna kapılmamız onlara hizmet eder. Oysa halkın önünde hiçbir güç duramaz! </em></p>
<p><em>Biz diyoruz ki; <strong>Yaşam patentlenemez!..</strong></em> <em>Ancak yerel tohumun özgürlüğüne kavuşması ve bu zulmün sona ermesi için mücadele ederken herkese görev düşüyor. Yarımada’da olduğu gibi diğer yerlerde de belediyeler buna destek olmalı…” </em></p>
<p>***</p>
<p>Yine pazaryerindeyiz. Elimizde birer dilim ıspanaklı börek; geziyoruz Huriye Teyze’yle birlikte. O bile bayılıyor tadına. “Bile” diyorum çünkü, açma böreklerin en hasını yapıyordur herhalde.</p>
<div id="attachment_1873" class="wp-caption alignright" style="width: 458px"><img class="size-full wp-image-1873" title="Seferihisar" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0121-Small.jpg" alt="" width="448" height="300" /><p class="wp-caption-text">Seferihisar pazarı</p></div>
<p>Tohumları belediyenin hazırlattığı küçük, şirin zarflara koyuyor üreticiler. Takas için hazırlık yapıyorlar… Bir tarlam olmasa da bir bahçem var benim de; niye takasa katılmayıp gözlemcilikle yetindim diye kızıyorum kendime. Yunanistan’daki şenlikte de aynı şeyi yapmıştım. Pembe domateslerimden, güzelim Kandıra biberlerimden tohum alıp buraya getirebilirdim pekâlâ…</p>
<p>***</p>
<p>Takas başlıyor ve kısa sürede tohumlar el değiştiriyor.</p>
<p><strong><em>TÜM ÜRETİCİ KÖYLÜLER;</em></strong></p>
<p><strong><em>ESKİ, YERLİ TOHUMLARIMIZA ONLARI ÜRETEREK</em></strong></p>
<p><strong><em>SAHİP ÇIKMALIDIR!</em></strong></p>
<p><strong><em>TOHUMLARIMIZI DİĞER KÖYLÜ KARDEŞLERİMİZLE DEĞİŞTİRMELİDİR!</em></strong></p>
<p><strong><em>ÜRÜNLERİMİZİ YEREL VE ORGANİK</em></strong></p>
<p><strong><em>PAZARLARA SUNMALIDIR! </em></strong></p>
<p><strong><em>ONLARIN TOHUMCULUK KANUNU VARSA</em></strong></p>
<p><strong><em>BİZİM DE TAKAS ŞENLİKLERİMİZ VAR! </em></strong></p>
<p>Yarımada halkı ve yöneticileriyle; bu gibi etkinliklerin düşünsel ve eylemsel altyapısını hazırlayan sivil toplum örgütleri el ele vererek ne güzel bir iş başardı! Ülkemizin mutlu yarınları için umutlandık.</p>
<p>***</p>
<p>Huriye Teyzemizin dönüş saati de geldi çabucak… Varlığına, sohbetine doyamadan uğurladık.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1875" title="Sığacık" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0162-Small.jpg" alt="" width="640" height="428" /></p>
<p>Pazar sabahı şansımıza, hava yine güneşli… Pazarcılar sergilerini kuracak. Başlamışlar bile; çeşit çeşit, rengârenk bezeniyor tezgâhları… Demet demet Manisa laleleri insanın ruhunu okşuyor.</p>
<p>Müşteri olarak bizden başka kimse yok neredeyse pazarda… Üzülüyoruz ama bir yandan da bakıyoruz, bir hazırlık bir hazırlık&#8230; Vardır bir bildikleri…</p>
<div id="attachment_1883" class="wp-caption alignleft" style="width: 267px"><img class="size-full wp-image-1883 " title="Teos" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0229.jpg" alt="" width="257" height="384" /><p class="wp-caption-text">Teos Antik Kenti</p></div>
<p>Berin’le ikimiz kaldık artık burada, herkes gitti… Yakındaki antik kent Teos’u gezerken yaz sıcağı gibi bunaltıyor güneş… Manisa laleleri açmış otların arasında öbek öbek… Hepsi birden açtığında kim bilir ne güzel olacak…</p>
<p>O da ne, dörtnala bir atlı geliyor karşıdan! Koyunlar onunmuş, herhalde dağılmasınlar diye telaştan… <img class="alignright size-thumbnail wp-image-1884" title="Teos " src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0255-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" />Zeytinliklerden, tarlalardan geçiyoruz… ‘Agora’yı bulamıyoruz bir türlü; tabela, ok falan yok!</p>
<p>Sığacık’tan taksi çağırmaktansa otostop yapıyoruz dönüşte. Bir polis karıkoca alıyor bizi arabalarına. Gencecik, canayakın, hoş insanlar… İki küçük çocukları var. Şanslısınız diyoruz. Yok, böyle turistik yerlerde çocuk büyütmek çok zor, diyorlar…</p>
<p style="text-align: center;">Şaşıyoruz; bu kadar insan ne zaman aktı buraya, Sığacık bıraktığımız gibi değil… Çok geniş bir alanda bütün masalar, sandalyeler dolu; kıyı boyundaki, parktaki… Birbiriyle ve yaşamla barışık; rahat, huzurlu kalabalığın tadını çıkarıyoruz. Bizim oralarda böyle olamıyor işte; Ege başka…<img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-1885" title="Sığacık" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/02/DSC_0276-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" /></p>
<p>Harıl harıl pişen gözlemelerin, şerbete atılıp hemen alınan lokmaların kışkırtıcı kokuları, balık kokularına karışıyor… Unutuldu bile yağmurlu günlerin bıkkınlığı; işte Ege!</p>
<p><em>Sürecek</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2011/02/20/takas-senligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TOHUMUNU AL, GEL!</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2011/01/31/tohumunu-al-gel-2/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2011/01/31/tohumunu-al-gel-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Jan 2011 11:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[5 Şubat 2011 Seferihisar Tohum Takas Şenliği]]></category>
		<category><![CDATA[AYFER YAVİ]]></category>
		<category><![CDATA[CENK DURMUŞKAHYA]]></category>
		<category><![CDATA[KENAN DEMİRKOL]]></category>
		<category><![CDATA[NEDİM ATİLLA]]></category>
		<category><![CDATA[PROF. DR. TAYFUN ÖZKAYA]]></category>
		<category><![CDATA[Tohumculuk Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[ZUHAL OKUYAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=2194</guid>
		<description><![CDATA[Seferihisar Belediyesi&#8217;nin düzenlediği &#8220;Yarımada Tohum Takas Şenliği&#8221;,  5 Şubat Cumartesi günü başlıyor. Tohum takası, İzmir’den ve tüm Yarımada&#8216;dan gelecek üreticiler arasında yapılacak… Tohumculuk Yasası gereği tohumun ve bu tohumlardan elde edilen ürünün satışının yasaklanması ile üretici zor günler yaşıyor. Ancak yasa, takasa karşı herhangi bir olumsuz madde, hatta takas ile ilgili hiç bir madde içermiyor. Bu da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p><strong></p>
<div id="attachment_1834" class="wp-caption aligncenter" style="width: 522px"><img class="size-full wp-image-1834 " title="DSC_0076" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2011/01/DSC_0076.jpg" alt="" width="512" height="343" /><p class="wp-caption-text">Sığacık / Seferihisar</p></div>
<p></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Seferihisar Belediyesi&#8217;</strong>nin düzenlediği &#8220;<strong>Yarımada Tohum Takas Şenliği&#8221;</strong>,  5 Şubat Cumartesi günü başlıyor. Tohum takası, <strong>İzmir</strong>’den ve tüm <strong>Yarımada</strong>&#8216;dan gelecek üreticiler arasında yapılacak…</p>
<p><strong>Tohumculuk Yasası</strong> gereği tohumun ve bu tohumlardan  elde edilen ürünün satışının yasaklanması ile üretici zor günler  yaşıyor. Ancak yasa, takasa karşı herhangi bir olumsuz madde, hatta  takas ile ilgili hiç bir madde içermiyor. Bu da üreticinin elindeki  tohumların sürdürülebilirliği açısından bir şans…</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.seferihisar.bel.tr/images/stories/afis_tohum-.jpg" alt="" width="263" height="175" /></p>
<p>Halkı bu konuda bilinçlendirmek, üreticiler arasında <a href="http://www.tamayacikel.com/2010/04/22/%E2%80%9Cpeliti%E2%80%9D-tohum-takasi-senligi/" target="_blank">tohum takası</a>nı  sağlamak, iletişimi güçlendirmek amacıyla düzenlenecek şenlik  kapsamında,  Seferihisar Kapalı Pazaryerinde stantlar kurulacak. Ayrıca,  konusunda uzman birçok konuşmacı konferanslar verecek ve söyleşiler  yapılacak. Böylece şenlik, bilimsel verilerle de desteklenmiş olacak.</p>
<p><strong>YARIMADA TOHUM TAKAS ŞENLİĞİ PROGRAMI</strong></p>
<p><strong>YER: SEFERİHİSAR KAPALI PAZAR YERİ</strong></p>
<p>10:00-17:00: ŞENLİK ALANINDA KURULACAK SERGİLER VE STANTLAR</p>
<p>- YARIMADA KOOPERATİF STANTLARI</p>
<p>- “İYİ, TEMİZ, ADİL”  FELSEFESİYLE ÜRETİMİ YAPILMIŞ GIDA ÜRÜNLERİ SERGİSİ</p>
<p>- EL SANATLARI SERGİSİ</p>
<p>-YARIMADA KÖYLERİ TANITIM STANTLARI</p>
<p>-ÜRETİCİ STANTLARI</p>
<p><strong>PANEL PROGRAMI</strong></p>
<p>10:00-10:30: AÇILIŞ KONUŞMALARI</p>
<p>MODERATÖR: NEDİM ATİLLA &#8211; GAZETECİ</p>
<p>10.30-10.50: YRD. DOÇ. DR CENK DURMUŞKAHYA &#8211; CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE SORUNLARI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ</p>
<p>10.50-11.10: PROF. DR. ZUHAL OKUYAN &#8211; DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</p>
<p>11.10-11.20: ÇAY- KAHVE MOLASI</p>
<p>11.20-11.40: PROF. DR. KENAN DEMİRKOL &#8211; İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</p>
<p>11.40-12.00: AYFER YAVİ &#8211; SLOW FOOD “YAĞMUR BÖREĞİ” BİRLİĞİ LİDERİ</p>
<p>12.00-12.30: PROF. DR. TAYFUN ÖZKAYA – EGE ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ</p>
<p>12.30-13.00: ÜRETİCİLER İLE SOHBET</p>
<p>13.00-14.00: ÖĞLE YEMEĞİ</p>
<p>14.00-16.00: TOHUM TAKASI – FİLM GÖSTERİMLERİ</p>
<p>16.00: KONSER &#8211; GRUP TAN</p>
<p><em>Bilgi için telefon: 0 232 743 39 60/171</em></p>
<p><em>E-Posta:</em><em> </em><em><strong><a href="mailto:aodabas@seferihisar.bel.tr">aodabas@seferihisar.bel.tr</a> </strong></em></p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2011/01/31/tohumunu-al-gel-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kim alıştırdı?</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2011/01/12/kim-alistirdi/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2011/01/12/kim-alistirdi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 22:32:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Blog 2]]></category>
		<category><![CDATA[- Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=1859</guid>
		<description><![CDATA[İkinci tatlı haber de kızdan geldi… Gül de bebek bekliyormuş! Yani bu durumda, iki ay arayla iki torun geliyor bize. Annesi doktora yaparken doğacak, doktora bittiğinde ele gelecek. Anne çok emek verdi doğrusu kariyerine… Bebek bunu bilmeyecek tabii. Gazı olacak en başta. Kucağa alınınca susacak. Bu iş böyle… Biz az mı taşıdık… Gül’ün ilk öğrendiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci tatlı haber de kızdan geldi… Gül de bebek bekliyormuş! Yani bu durumda, iki ay arayla iki torun geliyor bize.</p>
<p>Annesi doktora yaparken doğacak, doktora bittiğinde ele gelecek. Anne çok emek verdi doğrusu kariyerine… Bebek bunu bilmeyecek tabii. Gazı olacak en başta. Kucağa alınınca susacak. Bu iş böyle… Biz az mı taşıdık… Gül’ün ilk öğrendiği laf: “Kucağa al!”</p>
<p>Ne olursa olsun,  çocuklarımı ayakta sallamadım da sallatmadım da. O görüntüyü sevmem.</p>
<p>***</p>
<p>Geçenlerde İstanbul’dan geliyorum, otobüse bindim. Akşam vakti, dönüş kalabalık; ancak arkalardan yer bulabildim. Cam kenarında şişman, genç bir kadın oturuyor, kucağı bebekli.</p>
<p>Televizyon için kulaklıklar dağıtılıyor bu arada. Malum, artık her yolcuya bir televizyon cihazı var otobüslerde. Birkaç özel kanal ve 17-18 kadar film seçeneği: Fantastik, dövüş, macera ve İnek Şaban serisi…</p>
<p>Sordum, altı aylıkmış bebek. Hesaplıyorum; bizim ilk göz ağrısı doğacak, inşallah seneye bu zaman o da bu kadar olacak…</p>
<p>Bebek öksürüyor, ağlamaklı, belli ki hasta. Anne hoplatıyor, zıplatıyor, çocuk bir ekrana yapışıyor bir anneye… Kitabım var yanımda ama okumak mümkün mü, açıyorum ‘Gurbetçi Şaban’ı izliyorum ben de…</p>
<p>Yandakilere karşı kesinlikle, rahatsız oluyormuşum gibi bir tavrım yok… Bilgiçlik yok, anaçlık yok… Epey bir zaman geçtikten sonra kadına dönüyorum:</p>
<p>- Emzirseydiniz… Şöyle örteriz…</p>
<p>- Yok, emmiyor, bıraktı, maması var ama…</p>
<p>Çay kahve servisi yapılırken sıcak su istiyoruz. Olamaz! Bebek kucağında, kaynar su konmuş bardağa elini uzatıyor bizimki&#8230;  Ben koyayım biberona deyip kapıyorum bardağı…</p>
<p>Bebek kıpır kıpır, beklemez ki soğumasını… Soğuk su istiyoruz biraz da. Şimdi tamam… Ama ufaklık yine huzursuz… Bir yudum bile çekmiyor biberonundan… Anne de hemen vazgeçiyor zaten…</p>
<p>- Emmez ki.</p>
<p>- Neden?</p>
<p>- Uykusu var, sallanmadan uyumaz.</p>
<p>- Salla şöyle o zaman sen de.</p>
<p>- Yok, ayakta sallanmazsa uyumaz! Altı aydır ayakta sallanıyor, alıştırdılar…</p>
<p>- Kim alıştırdı?</p>
<p>- Kayınvalidem.</p>
<p>- !!!</p>
<p>İnek Şaban’a devam… Ama bu kez de yer değiştirmemizi istiyor kadın. Sıkıldı tabii orada, çocuk kucağında… Geçtim. Filmi de bıraktım, camdan dışarı, karanlığa bakıyorum artık&#8230;</p>
<p>Yan taraftaki kadınlarla konuşuyor şimdi de:</p>
<p>- Gündüzleri parayla çocuk tutuyorum, bütün gün ayağında sallıyor, ben uyuyorum. Sonra da bütün gece ben sallıyorum ayağımda…</p>
<p>Böyle diyor…</p>
<p>Sonra bir şeyler oluyor, bir kıpırdanmalar… itilip kakılıyorum, iyice cama yapışıyorum… Bir de bakarım ki bebeği siyah bir hırkanın içine koymuş, haldır haldır sallıyorlar iki kadın. Kollar havada ve oturarak… Ne maharet!</p>
<p>Haklıymış,  işte şıp diye uyuyuverdi bebek!</p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2011/01/12/kim-alistirdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babaanne-Torun</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2010/12/01/babaanne-torun/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2010/12/01/babaanne-torun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2010 15:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Blog 2]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=1587</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar, unutulmaz bir hoşluk yapacaklar; sonradan çok güleceğiz halimize. Akşam yemeğinde sofraya oturacağız birlikte. “E hoş geldiniz!” deyip kadehlerimizi kaldırdığımız anda: “Babaanne oluyorsun. Sen de dede!” “Aaaa, gerçekten miii!!!” Bizim Can meğer kamerayı kurmuş olacak; fotoğraf çekiyorum diye kandıracak bizi. Sonradan ekranda tepkimizi, suratlarımızı izlettirip kahkahayı patlatacaklar. Bu bizim ilk deneyimimiz… Sevinçle, şaşkınlık birbirine karışıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p>Çocuklar, unutulmaz bir hoşluk yapacaklar; sonradan çok güleceğiz halimize. Akşam yemeğinde sofraya oturacağız birlikte. “E hoş geldiniz!” deyip kadehlerimizi kaldırdığımız anda:</p>
<p>“Babaanne oluyorsun. Sen de dede!”</p>
<p>“Aaaa, gerçekten miii!!!”</p>
<p>Bizim Can meğer kamerayı kurmuş olacak; fotoğraf çekiyorum diye kandıracak bizi. Sonradan ekranda tepkimizi, suratlarımızı izlettirip kahkahayı patlatacaklar. Bu bizim ilk deneyimimiz… Sevinçle, şaşkınlık birbirine karışıp adamakıllı sarsacak ikimizi.</p>
<p>Yılların pek çabuk geçtiğini söyler dururuz… Bu acemilik de neyin nesi?</p>
<p>Sonra neşeli konuşmalar, gülmeler… Hep gençlik günlerimiz; gebeliklikler, çocukların küçüklükleri falan gelecek gözümün önüne. Fotoğrafları çıkaracağız… Onlar da artık anne baba olacaklar ya; ilgiyle dinleyecekler… Sanki birden onlar daha büyümüş, biz gençleşmişiz!</p>
<p>Babaannesi Can’ın yüzüne bakacak yatağında yatarken, hiçbir şey anlamadan öylece… O güzel, akıllı kadın, şimdi yeni doğmuş bir bebekten daha aciz… Can da ona bakacak uzun uzun… Kim bilir neler geçecek aklından. Sormayacağım…</p>
<p>Sabahleyin, yabancısı olduğu bulantılar, öğürmelerle halsiz düşecek Hüma’cık… Kahvaltıda peynirlere, zeytinlere bakacak, mahzun mahzun… Geçecek diyeceğiz, hepsi geçecek!</p>
<p>İyisinden kışlık erzak, Gazipaşa muzu, Ayder balı… Hüma’nın çantasına da bir paket nane şekeri… Yol edeceğiz çocukları erkence; yoldayken hava kararmasın diye. Arkalarından el sallayacağız… ama bu kez daha başka duygularla… Sonra, çocuklar küçücükken annemlerin bizi uğurlayışlarını anımsayıp yutkunacağım.</p>
<p>***</p>
<p>İki gün sonra da babaanneyi son yolculuğuna uğurlayacağız… Elveda, İzmir Kız Liseli cumhuriyet kızı Fatma Sevgi Göksu (Açıkel)… Orada “leyli meccani” okuduğu üç yılı hep özlemle anlatır, her anlatışında gözleri mutlulukla parlardı…</p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2010/12/01/babaanne-torun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Sefası</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2010/11/06/deniz-sefasi/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2010/11/06/deniz-sefasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Nov 2010 22:03:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Blog 2]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kandıra]]></category>
		<category><![CDATA[Kesecik]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon hurması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=1549</guid>
		<description><![CDATA[Bugün 6 Kasım Cumartesi. Mevsime göre sıcak ve rüzgarsız havayı birkaç gündür izliyordum. Daha fazla dayanamadım, soluğu Kandıra&#8217;da aldım bu sabah&#8230; Kesecik sahilinde bir evimiz var, oraya gideceğim. Bahanem; evi kışa hazırlamak, buzdolabını boşaltıp fişini çekmek falan&#8230; Niyetimse denize girip yüzmek! Önce Kandıra&#8217;nın, cumartesileri kurulan köylü pazarına uğruyorum. Yeşillikler öyle albenili ki&#8230; O rokalar, maydanozlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 6 Kasım Cumartesi.</p>
<p>Mevsime göre sıcak ve rüzgarsız havayı birkaç gündür izliyordum. Daha fazla dayanamadım, soluğu Kan<img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1550" title="DSC_0255 (Small)" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2010/11/DSC_0255-Small-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" />dıra&#8217;da aldım bu sabah&#8230; Kesecik sahilinde bir evimiz var, oraya gideceğim. Bahanem; evi kışa hazırlamak, buzdolabını boşaltıp fişini çekmek falan&#8230; Niyetimse denize girip yüzmek!</p>
<p>Önce Kandıra&#8217;nın, cumartesileri kurulan köylü pazarına uğruyorum. Yeşillikler öyle albenili ki&#8230; O rokalar, maydanozlar, pazılar&#8230; Pırasalar, lahanalar, marullar&#8230; Kandıra&#8217;nın kestanesi, Trabzon hurması, balkabağı&#8230; Balık da bol, dolayısıyla ucuz bugün&#8230; İki hane olduğumuzdan, fazla gelmez nasıl olsa deyip iki çeşit balık alıyorum. Sonra cevizli lokum* almak için fırına doğru yürürken öteki balıkçının, yani bizim daha önceden alışveriş ettiğimiz Koçero&#8217;nun  önünden geçiyorum.  O da öyle coşkuyla selamlıyor ki beni&#8230; Hay allah! Balıkları da pek taze! Ayaklara kalkıp buyur ediyor, çay ikram edeyim diyor&#8230; Uzatmayayım, üçüncü çeşidi de ondan alıyorum!</p>
<p>Kesecik&#8217;e gider gitmez jet hızıyla giyinip deniz kıyısına uçuyorum. İki tane şezlong bırakmışlar bari! Güneş tatlı tatlı ısıtıyor. Terlemek yok, üşümek yok&#8230; Etrafta da kimseler yok! En gelinecek zamanda kimseyi bulamazsın burada. Böyle bir yer. Okullar açılınca yalnız emekliler kalır. Bir süre sonra onlar da giderler.</p>
<p>İşte balıkçılar biraz ötede ağ döşüyorlar denize. Kayıkta silüetleri görünüyor. İki kişi var ve ayakta duruyorlar. Benim biraz önce yüzdüğüm, biraz sonra yeniden yüzeceğim yerlere atıyorlar ağları.</p>
<p><img class="alignright size-thumbnail wp-image-1551" title="DSC_0260 (Small)" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2010/11/DSC_0260-Small-240x160.jpg" alt="" width="240" height="160" />Adapazarı&#8217;ndayken deniz suyu sıcaklığını eşim internetten bakıp söylemişti. Donarsın, girme demişti. 17 derece imiş. İyi&#8230; Girilir&#8230;</p>
<p>Yaşasın, işte yine denizdeyim! Su çivi gibi ama tam yüzmelik! Birkaç metre ötemdeki karabatak da  benim gibi mutlu. Sonra dalıp kayboluyor. Nasıl beceriyor bunu?</p>
<p>Koşa koşa eve gidiyorum. Pazardan aldığım köy yumurtalarından iki tane haşlıyorum. Biraz tuz koyuyorum bir peçetenin içine. Öyle düzen falan düşünmeden, alelacele yapıyorum her şeyi. Sonbahar güneşi bu, bir anda solar gider; bakakalırsın&#8230; Bir paket beyaz leblebi var, onu da alıyorum. Çimenlerin üzerinde kahvaltı&#8230; Öğle yemeği yerine&#8230; Balıkçı teknelerinin huzur veren pat patları duyuluyor uzaktan&#8230; Bu güzelliği paylaşacak kimse yok; kitabım arkadaşlık ediyor bana.</p>
<p>Güneş batarken denizdeyim. Altın ışıklarıyla yıkıyor kıyıyı, kayaları, evleri. Teşekkür ediyorum güneşe ve denize&#8230;</p>
<p><em>*Cevizli lokum, Kandıra&#8217;ya özgü bir tür ekmektir. </em></p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2010/11/06/deniz-sefasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ah şu Karadeniz!</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2010/10/16/ah-su-karadeniz/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2010/10/16/ah-su-karadeniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Oct 2010 07:02:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Blog 2]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=1531</guid>
		<description><![CDATA[Sabahın seherinde ayağa dikti beni! Kim mi? Kestane Karası! “Bu sene artık şu Karadeniz Eylülünün tadını çıkaralım, aa!” dediğimizden beri her haftasonu buradayız. Bu kez sözümüzü tuttuk. Balık partisi varmış akşam, sosyal tesiste. Hazır sofra, oh ne iyi!  Atladık denize. Harika! Karadeniz’in en durgun, en berrak hali. Palamutlar mangalda pişerken biz, sitenin son kalanları diziliyoruz uzun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1559 aligncenter" title="DSC_0040_1 (Medium)" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2010/10/DSC_0040_1-Medium1.bmp" alt="" width="448" height="255" /></p>
<h4><span style="color: #000000;">Sabahın seherinde ayağa dikti beni! Kim mi? Kestane Karası!</span></h4>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-weight: normal; font-size: 13px;">“Bu sene artık şu Karadeniz Eylülünün tadını çıkaralım, aa!” dediğimizden beri her haftasonu buradayız. Bu kez sözümüzü tuttuk. Balık partisi varmış akşam, sosyal tesiste. Hazır sofra, oh ne iyi!  Atladık denize. Harika! Karadeniz’in en durgun, en berrak hali.</span></h2>
<p>Palamutlar mangalda pişerken biz, sitenin son kalanları diziliyoruz uzun masalara… Eski komşular, yeni komşular… Eskilerle ortak anılarımız… Çocuklar büyümüş, hepsi dağılmış bir yerlere…</p>
<p>Kandıra havaları başlıyor sonra. Volümü de bayağı yüksek. Ne yapsak? Belli etmeden kısıyoruz. Açıyorlar… Kalkıp oynamak lazım aslında… Belki zamanlama yanlış. Daha geç saatte olabilirdi belki… Topluca sohbet etme girişimi de başarısız. İnsanlar değişmiş. Yanlış anlama niyetiyle dinliyor birbirini. Niyetler bile zamana uymuş, biz yaya kalmışız…</p>
<p>Pazartesi… Kalıyorum! Kalmaya karar veriyorum. Uzun zamandır görmediğim çok sevdiğim arkadaşımı da bulmuşum hazır.</p>
<p>Akşamüstü çayı termosa koyup kıyıya getiriyorum. Füsun’dan bir çığlık! Çok sevinir böyle şeye… Çay termostan ama çaylar ‘incebelli’de.</p>
<p>Akşam haberleri… Hanefi Avcı tutuklanmış! Kitabını okuyordum ben de… Kara bir gölge gibi kaygı… Toplumca izleniyoruz… Ne yapacaklar; ne kadarına dayanır bu Türkler? Sınanıyoruz.</p>
<p>Salı, çarşamba… Deniz, güneş, görkemli günbatımları… Geceleyin deniz ufkuna dizilmiş tekne ışıkları… Memnunum kaldığıma.</p>
<p>Çarşamba, Kandıra’nın pazarı… Pazarcıların çoğu kadın. Burada erkekler çalışmayı pek sevmiyor galiba…</p>
<p>Ürün bol, çeşit çok… Sonbaharda böyle olur. Çilek, kiraz, kayısı bir de dut dışında bütün meyveler; yaz sebzeleriyle kış sebzelerinin hepsi&#8230; Mantar, ceviz… Kestane de var ama az henüz.</p>
<p>Gece fırtına patlıyor: Kestane Karası. Bu sene gecikti diyorlardı.</p>
<p>Tekneler haberli… Işıklar birer birer silindi denizin üzerinden. Geliyor haberini alınca kaçtılar limanlarına.</p>
<p>Köpük köpük deniz… Gümbür gümbür dalgalar… Yağmur, fırtına… Böyle bırakıyorum seni; hoşça kal Karadeniz!</p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2010/10/16/ah-su-karadeniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi Yılı</title>
		<link>http://www.tamayacikel.com/2010/09/23/evliya-celebi-yili/</link>
		<comments>http://www.tamayacikel.com/2010/09/23/evliya-celebi-yili/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Sep 2010 12:28:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tamay Açıkel</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Hamdi Tanpınar]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Yollar Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Beş Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Caroline Finkel]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[İlber Ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Halil İnalcık]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahatname]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tamayacikel.com/?p=1521</guid>
		<description><![CDATA[“Biz Türkler gibi seyahat merakı az olan bir kavim için Evliya Çelebi, ne önceli ne ardılı olmayan bir istisnai dâhidir.” diyor İlber Ortaylı. Okullar açıldı. 16 milyon öğrencisi ve 600 bin öğretmeniyle… Bir şeyi çok merak ediyorum: 2011 yılının, ünlü seyyah Evliya Çelebi&#8217;nin 400. doğum yıldönümü oluşu ve UNESCO tarafından Evliya Çelebi Yılı olarak kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_1610" class="wp-caption aligncenter" style="width: 347px"><img class="size-full wp-image-1610" title="evliya_celebi[1]" src="http://www.tamayacikel.com/wp-content/uploads/2010/09/evliya_celebi1-e1291986858878.jpg" alt="" width="337" height="336" /><p class="wp-caption-text">Evliya Çelebi</p></div>“Biz Türkler gibi seyahat merakı az olan bir kavim için Evliya Çelebi, ne önceli ne ardılı olmayan bir istisnai dâhidir.” diyor İlber Ortaylı.</p>
<p>Okullar açıldı. 16 milyon öğrencisi ve 600 bin öğretmeniyle… Bir şeyi çok merak ediyorum: 2011 yılının, ünlü seyyah Evliya Çelebi&#8217;nin 400. doğum yıldönümü oluşu ve UNESCO tarafından Evliya Çelebi Yılı olarak kabul edilişi, acaba Milli Eğitimimizin gündeminde mi?</p>
<p>Ayrıca, Avrupa Konseyi de Çelebi&#8217;yi &#8220;21. yüzyılda insanlığa yön veren en önemli 20 kişiden biri&#8221; olarak ilan etti.</p>
<p>Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık “En büyük sosyal tarihçi” diyor Evliya Çelebi için.</p>
<p>Ahmet Hamdi Tanpınar ise Beş Şehir’inde; “Ben Evliya Çelebi’yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu yüzden de daima kârlı çıkarım.” diyor.</p>
<p>Galiba Milli Eğitimimiz böyle düşünmüyor, çünkü böyle bir başyapıtın içinde müstehcen bölümler saptadı (!) ve Seyahatname’nin toplatılması bile söz konusu oldu. Belki de toplatıldı.</p>
<p>Neyse, biz yine de büyük gezginimizin 2011 yılı boyunca büyük bir değerbilirlikle anılacağını umalım.</p>
<p>İşte PTT, 2011 pul emisyon programına koymuş. “Evliya Çelebi’nin 400. Doğum Yıldönümü” başlığıyla, 25 Mart olarak saptanan doğum gününde çıkacakmış.</p>
<p>Şu da geçen yıl başlayan; bu yıl ve önümüzdeki yıl da sürecek olan güzel bir proje:</p>
<p>“Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı” kitabının yazarı Caroline Finkel, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si üzerine yaptığı araştırma sırasında tanıştığı akademisyenlerle birlikte, 2009’un eylülünde Yalova’nın Hersek köyünden “at sırtında” uzun bir yolculuğa başladı. Gezinin amacı; Çelebi’nin rotasını takip ederek bölgede yaşanan değişimleri kaleme almak ve Evliya Çelebi’nin 400. doğum yıldönümü olan 2011 için Seyahatname’ye ışık tutacak bir eser ortaya çıkarmaktı.</p>
<p>Hepsi de kendi alanlarında değerli yapıtları olan, bir edebiyat tarihçisi, bir Osmanlı tarihçisi, iki edebiyat ve kültürel çalışmalar uzmanı, bir bitki bilimci, bir antropologdan oluşuyordu ekip… Ayrıca bir at yetiştiricisi ve bir de program sunucusu vardı aralarında…</p>
<p>Bursa, Bilecik, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve yeniden Kütahya…</p>
<p>Tarihçi Finkel’in anlattığına göre, neredeyse hiç asfalt yol kullanmamışlar 40 gün 40 gece… Dağlar, nehirler, ormanlar aşarak yolculuk etmişler.</p>
<p>Birkaç durum dışında kırsal bölgede hep iyi karşılanmışlar… Kamp kurmuşlar, bizim köylülerle kamp ateşi başında sohbetler etmişler. Kaçgöç olmadan, rahatça…</p>
<p>“Aslında genel olarak gittiğimiz yerlerde yaşayanlar bizi çok sevdi. Yaptığımız gezi ile gurur duyduklarını söylediler. Ama tabii arada bir bizden şüphelenenler de oldu. ‘Koyun hırsızları! Kurban Bayramı için hayvan çalmaya gelmiş olabilirler’ diyerek şikâyetçi oldular. Defineci ya da çingene olduğumuzu sananlar da çıktı.” diyor Finkel.</p>
<p>***</p>
<p>İstanbul Avrupa Kültür Başkenti 2010 etkinlikleri kapsamında da geçiyor neyse ki Evliya Çelebi’nin adı. Tarihi 21 Eylül olan haber şöyle:</p>
<p>&#8216;Altın Yollar Projesi&#8217;nin 3. etabı olan “Evliya Çelebi&#8217;nin İzinde” etkinliği başladı.</p>
<p>“Jules Verne&#8217;nin İzinde” ile 2008 yılında başlatılan ve geçen yıl “Piri Reis&#8217;in İzinde” ile devam eden maceranın 3. etabının başlaması dolayısıyla, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı&#8217;nın ev sahipliğinde Sepetçiler Kasrı&#8217;nda tanıtım toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Toplantıda konuşan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Kurt, &#8216;Avrupa şehirlerinde Türk kültürünü tanıtacağız. Evliya Çelebi&#8217;nin geçtiği yollardan bu sefer sanatçılar geçecek. Yapılan belgesel film ve kitaplar yarınlara bırakılacak&#8217; dedi.</p>
<i>Tamay Açıkel</i>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tamayacikel.com/2010/09/23/evliya-celebi-yili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

