Pul Sergisini Gezeceklerdi Onlar

Pulculuk okullarda öğretilse, her sınıftan birkaç meraklı çıksa ve onların bir kısmı büyüdükten sonra da pul biriktirmeyi tutkuyla sürdürse, belki Batı’daki gibi bizde de pul sergilerinin önünde kuyruk olacak insanlar. Üstelik para ödeyerek içeriye girecekler!

SAGÜSAD II. Atatürk Pul Sergisi sürerken dikkatimi çekti; pul biriktirenler ya da bir zamanlar biriktirmiş olanlar özlemle giriyorlar salona. Çünkü Adapazarı’nda en son pul sergisi 1984’te yapılmıştı. Dolayısıyla bu fırsatı kaçırmamalı diyor, büyük bir ilgiyle geziyor ve bilgi almaya can atıyorlar.

PTT’nin sergi panolarının taşınması ve montajında; afiş, broşür, dergi gibi malzemeleri sağlamada kusuru yok. Çok iyi çalışıyor gerçekten. Ancak bu yetmiyor. Milli Eğitim Müdürlüğü ile nasıl bir işbirliği geliştirmelidirler ki sergi gezen öğrenci sayısı her yıl artsın? Bizlerin çabasıyla, o da yalnızca birkaç okulu kapsayacak kadar bir katılım yeter mi? Bu konular düşünülmeli… Bütün ilköğretim okullarını içine alacak bir program çerçevesinde hareket edilmeli. Filatelinin tanıtılması ve sevdirilmesi böyle sağlanabilir ancak.

Geçen yılki sergide koleksiyonu bulunan bir filatelist arkadaşımız Murat Günsur, istenirse Adapazarı’ndaki okullarda gönüllü eğitim verebileceğini, bundan büyük mutluluk duyacağını söylemişti. Vali Mustafa Uygur İlköğretim Okulu’nun genç öğretmeni Nafize Çakır’ın istekte bulunması üzerine, İstanbul’dan kalkıp gelerek farklı yaş gruplarına pulculukla ilgili sunum yapmıştı. Güzel bir başlangıçtı. Nafize Öğretmen ve bir öğretmen arkadaşı daha sonra birlikte okulun pulculuk kulübünü kurdular. Çalışmalarının sonucundan memnunlar. Yani, bu okulda maya tuttu.

İlk sergiyi gezenler arasında Çocuk Esirgeme Kurumu Kız Yetiştirme Yurdu’ndan bir grup çocuk da vardı. 11–18 yaş arası çocuklar kalabiliyordu bu yurtta. Gelenler de zaten değişik yaşlardandı. Dikkatimi çekmişti; serginin organizatörü filatelist Erdoğan Şen’le birlikte gezip onun anlattıklarını dinlemişler, akıllıca sorular sorarak ilgilendiklerini de göstermişlerdi. Özgüvenleri yerindeydi, cana yakındılar.

Bu yıl yine gelsinler istedim. Hatta okulların tatil olduğu 19 ya da 20 Mayıs günlerine rastlatırsak çocuklara güzel bir tatil gezmesi bile sayılır diye düşündüm. Bir yardım derneğinde gönüllü çalışan arkadaşıma müdürden izin almasını rica ettim. Bu çocuklarla yakından ilgileniyorlardı. Geçen yılki sergiye getiren de onlardı.

Yanıtı beklerken öğrendik ki o gece yurtta yangın çıkmış. Yangın çatı katında başlamış ve kısa sürede ortalığı dumanlar sarmış… Nasıl olur?

On dört ve on yedi yaşlarında iki kız çocuk öldü. Beş çocuk da bedenlerinde yanıklarla hastaneye kaldırıldı. Kim bilir ne acılar ve korkularla… Şimdi, ihmal var mı diye soruşturuluyor olayda…

Zavallı çocuklar…

Yaşamlarının baharında yaşamdan koparılan iki kızcağız…

Sıcak bir aile ortamından yoksundular. Bir de bu darbeyi vurmasaydınız olmaz mıydı? Gençlik ve Spor Bayramı’nın sabahına böyle kayıplarla, örselenmiş ruhlar ve bedenlerle uyanıp Huzurevi’ne sığınmak zorunda kalmasalardı…

Pul sergisini gezeceklerdi onlar.

Bu ülkede insan hayatı ne kadar ucuz!

Pul insanı anlatır… Çocuklarınıza tanıtınız.

Pulculuk hoyratlığı bağışlamaz!

21/05/2009

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir