Özgür Düşünce

Özgür Düşünce

Sadece beyniyle mi düşünür insan? Hayır! Toplumsal bir varlık olarak vicdanını da katar ona; akıllı insan olur o zaman… Aklıyla seçer, aklıyla bulur doğruları. Özgürce seçmek çok çekici görünse de bocalar bazen, çünkü kolay değildir seçimlerinin sorumluluğunu yüklenip tek başına sonuçlarına katlanma riskini almak. Geleneklerin, göreneklerin toplum yaşamında bu açıdan bir yol göstericiliği vardır ve bu güzel bir şeydir… Sevgiyi, dayanışmayı, güveni besler. Böyle bir ortamda kişilik de sağlıklı gelişir.

Çağ değişimi çalkantılarının ardından karanlıklar hep aydınlığa çıkmış, insanlık tarihi boyunca. Ölçüyü kaçırmış insan zaman zaman; sonra tekrar yakalayıp büyük atılımlar yapmış. İlerlemeye mecbur; doğası bu, en güvenilir yanı bu insanın… Hep aklı sayesinde…

Lisedeyken felsefe öğretmenimiz İsmet Hanım, okuduğu doğa filozoflarını anlatırdı bize… Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce, fizikötesi güçlerden korkmadan, özgür düşünce yoluyla, aklın egemenliğinde doğayı araştıran filozofları…

Demokrasi rejimi o çağda, o fikirlerin ışığında Atina’da kurulmuştu. İnsan aklı açısından ne büyük atılımdı özgür düşünce… Çağlar boyunca serpildi, gelişti. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra düşünce dondu!.. Karanlık çağların ardından, Rönesans ve aydınlanma felsefesi ile yeniden canlandı. Fransız Devrimi ise uygarlık tarihinin yönünü değiştirip hız kazandırdı. Temel ilkeleri ise özgürlük ve eşitlikti.

Bizde de Atatürk ilkeleriyle başladı özgürlük ve eşitliğe dayanan dünya görüşü. Bağımsızlık savaşımızı bu ideal uğruna vermedik mi? Bu nedenle Atatürk Devrimini, uygarlık tarihinin geçirdiği aşamaların yol göstericiliğinde, vefakârlıkla değerlendirmemiz ve sahiplenmemiz gerekiyor. Düşünceyi dondurma çabalarını görmezden gelirsek, gaflet uykusundan uyandığımızda uygarlık yolunda çok zaman kaybetmiş olacağız.

İsmet Hanım bize bir de dogmatik kafalı insanlarla tartışmanın olanaksızlığından söz ederdi. O kafayla her karşılaştığımda, hemen ve mutlaka öğretmenimi hatırlarım. Dogmatizm, Emre Kongar’ın tanımıyla “sorgusuz, sualsiz inanç”tır.

Biz, Atatürk’ün önderliğinde, Batı’nın verdiği düşünce özgürlüğü savaşının kazanımlarını kendimize örnek aldık ve benimsedik. Geleneklerimiz, göreneklerimiz, inançlarımız bu topraklarda yaşamış uygarlıkların imbiğinden geçip bugünlere gelmiş olduğu için, bilgeliğimiz dogmatik kafaları er geç eleyecektir.

Türk insanının bilgeliği, bu uygarlıkları sindirmişlikten geliyor ve bizi ayakta tutuyor. Bizim başka bir kimlik arayışına ihtiyacımız var mı sizce?..

06/04/2006

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir