“Önce Sola, Sonra Sağa, Sonra…”
Yürüyen insanla barışık değil kentlerimiz.
Trafik ışıkları, yaya geçitleri var. Karşıdan karşıya geçerken önce sola, sonra sağa, sonra tekrar sola kuralını, ta çocukken bellemişiz… Ama yetmez…
“Gücü gücüne yetene” anlayışı biçimlendirmişse ilişkileri, üstünlük yayada olacak değil ya!
Havaya salınan egzoz gazları sinsi sinsi sağlığınıza zarar verir…
Motor gürültüsü, bir de sürücülerin hız tutkusuyla birleşince ne kadar rahatsız edici, huzur bozucudur…
Toptancıların mal yükleyip boşaltmaları, bunu yaparken kaldırımları işgal etmeleri ve kaldırımlara park edilmesi yüzünden yola inmek zorunda kalırsınız…
Son yıllarda üretilen otomobillerin kalkışta çok çabuk hızlanabilme özelliklerinden dolayı, “önce sola, sonra sağa, sonra tekrar sola…” kuralı sizi korumaz… Bir sonraki yeşil ışığa yetişme telaşındaki sinirli, aceleci sürücünün insafına ya da şansınıza güvenmeyin sakın; çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde yakalanır… Siz siz olun, bir kez daha sağa bakmayı ihmal etmeyin!
***
Uygar insanın hakları vardır, ama yetmez; haklarına sahip çıkarsa ancak, uygar sayılır… Kızım İstanbul’da yaşıyor. İşe gidip gelirken Levent-Nispetiye Caddesi üzerinde her gün karşıdan karşıya geçmek zorunda olduğu bir yaya geçidi var. Tek yönlü, ama son derece yoğun trafiği olan bir cadde… Motorlu araçlar üç şerit halinde ve bir sonraki yeşil ışığı yakalama telaşıyla gaza basıyorlar; ne yaya dinliyorlar ne bir şey… Otobüsler dehşet saçıyor. Otobüsün arkasından bir motosiklet fırlayıveriyor, kalakalıyorsunuz… Kızım, sorumlu bir vatandaş gibi davranmış; ilgili trafik birimine, buraya ihtiyaç halinde trafiği durduracak düğmeli trafik ışığı konması için yazılı başvuru yapmış… Sonuç alana kadar peşini bırakmamalı.
‘Uluslararası Yaya Hakları Bildirgesi’nde yayalığın tanımı ve kapsamı:
“- Yayalık, yürüyebilen her insanın doğal ve ortak niteliğidir.
– Yürüyemediği için tekerlekli sandalye gibi araçlar kullanmak zorunda olan özürlüler de yaya sayılır.
– Bisiklete binmek de, yürümek gibi, insanın kendi fiziki gücüne dayandığı için tekerlekli yayalıktır.
– Bütün yerleşim alanlarında, motorlu taşıtlar tarafından taciz edilmeden, herhangi bir fiziki ve sosyal engel ile karşılaşmadan, yaya olarak bir yerden bir yere ulaşmak gezmek, dolaşmak, yaya haklarının temelini oluşturur.
– Yayalığın kabul edilebilir tek engeli, mesafedir.
– Yayalık kimseye zarar vermeyen, çevreyi kirletmeyen, kaynak tüketmeyen, sosyal ilişkileri geliştiren ve insanın kendi sağlığına yararlı bir ulaşım biçimi olduğundan kent yaşamında göz ardı edilemeyecek bir gereklilik sayılır.”
Yaya kaldırımları ve yaya geçitleriyle ilgili haklarımızdan birkaç örnek:
“- Yaya kaldırımları sadece yayalara aittir; motorlu taşıt park yeri olarak kullanılamaz; satış ve teşhir için işgal edilemez.
– Hiç kimse, yaya kaldırımları üzerinde yaya trafiğini aksatacak ve yayaları tehlikeye maruz bırakacak herhangi bir fiziki durum oluşturamaz.
– Genel kural olarak, yayalar hemzemin geçitleri kullanırlar; üst geçitleri tırmanmaya, alt geçitlere inmeye zorlanamazlar.
– Yaya geçitleri işaretlenir; ışıklı ve gerektiğinde sesli sinyalizasyon sistemi ile donatılır.
– Yaya geçitlerinde yayalar için yeşil ışık süresi, yürüyüşü en yavaş olan yayanın geçiş süresine göre ayarlanır.”
Okulların açılmasına çok az kaldı; yaya haklarına ek olarak çocuk haklarını da hatırlatmak isterim. Yakın çevremden bir örnek vereyim önce: Bitişiğimizdeki Karaosman İlköğretim Okulu’na giden çocukların durumunu çok iyi biliyorum… Çocuk enerjisiyle daracık kaldırımlara sığamıyor, itiş kakış yola iniyorlar. Eski Hendek Caddesi’nin çok yoğun bir trafiği var; köy otobüslerinin güzergâhı bu yol. Ayrıca, toptancıların yükleme-boşaltma işlemleri sırasında kamyonlar hatta TIR’lar manevra yaparken minik, masum bedenleri son derece korunmasız. Hele okulun giriş kapısının bulunduğu sokakta kaldırım bile yok… Kınıyorum ve uyarıyorum!
Gelelim ‘Çocuk Hakları Bildirgesi’ne: İkinci maddede, “Çocuk, özel olarak korunur, yasalar ve başka yollarla sağlıklı ve normal biçimde, özgürlük ve saygınlık koşullarında bedensel, zihinsel, ahlaki, manevi ve toplumsal olarak gelişmesine olanak sağlayacak fırsat ve kolaylıklardan yararlanır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda, çocuğun çıkarları önde gelir.” der.
07/09/2006
Bizim Sakarya Gazetesi