Oğlum daha küçük bir çocuktu. O zamanlar evimize temizliğe gelen bir Ayşe Teyzemiz vardı. Yugoslavya göçmeniydi. Çok çocuk doğurmuş; birkaçı, sanırım kötü yaşam koşullarından, bir kızı da 35 yaşındayken çocuğunu doğurduktan sonra ölmüştü. Okuma yazma bilmezdi, ama öyle laflar ederdi ki…
Oğlumun yaptığı bir yaramazlığı, biraz yakınarak anlatmıştım bir seferinde, o da “Ko yapsın kızım, ko yapsın!” demişti, yanıt olarak… O kadar!.. Kalakalmıştım; Allah Allah, ben niye düşünemedim diye hayıflanmıştım. Birden nasıl rahatlamıştım: Ko yapsın!.. O çocuk, engelleme… öyle öyle büyüyecek, sabırlı ol biraz… merak etme, doğa onun korunmasızlığını dengeler… bak sağlıklı bir çocuk, şükret… gibi bilgece anlamlar içeriyordu.
Sonradan eşimle, otorite sorununa takıldığımızda yarı şaka yarı ciddi, devreye girerdi ko yapsın formülü… Bu kadar sevecen, hoşgörülü bir yaklaşımdan etkilenmemek mümkün mü?
Yeniyetmelik çağına geldiğinde çocuğun, bir şeyleri kendisinin akıl etmesine izin vermeli mi? Davranışlarını seçme özgürlüğü tanımalı mı erkenden? Yoksa genel doğruları belletmeli mi önce? Kalıpları kendinin kırmasını, özgürlük için bir savaşım vermesini mi beklemeli?
Doğrusu hangisi? Erken olgunlaşmak diye bir şey var mı, yoksa hızlandırılmış bir olgunlaşma evresi, sonraki yaşamına bir kayıp olarak mı geçiyor insanın?
Bunları soruyorum kendime… Çocukluğunda maddi ya da manevi, ciddi örselenmelere maruz kalmamış olması koşuluyla değerlendiriyorum; yetişkin insanın, aldığı yanlış eğitimin bile üstesinden gelebileceği sonucuna varıyorum her seferinde… Çünkü aklı vardır, kurbanlık koyun değildir; tüm insanlığın ezberindekilerden nasibini almıştır her insan, az çok.
Uygarlık birikimidir ezberimizdekiler, laf değil!
Akıl hem etkilemek hem de etkilenmektir. Etkileşmektir. Farklı kültürlerden görgülenmektir. Gururu bir kenara bırakmaktır. Yalnız vermek değil, almayı da kabul etmek, hatta bunu beklemektir. Katı davranmak yetişkin insana yakışmaz.
İnsana ait her şeyi anlamaya çalışmaktır akıl…
Toplumumuza uyarlıyorum bu düşüncemi… Öyleyse diyorum, haklarımızı, özgürlüklerimizi içimize sindirelim, sevelim; uğrunda savaşım vermemiş olsak da… İnsanlığın en eski birikimlerini damıtmış bu topraklarda yaşamanın ayrıcalığıyla…
21/09/2006
Bizim Sakarya Gazetesi