Size de abartılı gelmiyor mu, şu sağlığımız konusunda yapılan TV programları, basında çıkan yazılar?..
Televizyonda güvendiğiniz birini dinlersiniz… Tamam, can kulağıyla dinledim; öğrendim, anladım, aydınlandım.
Durun bakalım daha bitmedi; öğreneceğiniz çok şey var!
Devir sorun üretip sonra da çözme devri… Mucize diye bir şey yok deyip de varmış gibi gösterme devri… Halinden memnun olana olmayana, mutluluğun, sağlıklı olmanın formüllerini sunma devri.
Nasıl yaşanacağını, nasıl mutlu olunacağını bilmek sizin ne haddinize! Öyle ya, şurada hazır bilen varken… Sevine sevine bu öğreticinin peşinden gitmektir size düşen.
Seksenli yılların başlarıydı sanırım, Doğan Cüceloğlu’nu Cumhuriyet’in Bilim Teknik ekinde “keşfetmiştim”. A.B.D.’de akademik çalışmalarını sürdürdüğü sıralarda, bu dergiye insan davranışıyla ilgili çok güzel haftalık yazılar gönderirdi. Düşünmeye sevk ederdi insanı. O zamanlar “kişisel gelişim” adı altında raflar dolusu kitaplar yoktu henüz Türkiye’de. Zevkle okurdum, yararlanırdım da… Sonra kitapları çıktı arka arkaya… Çok tanındı, sevildi.
Hazır formüllere hiç inanmadım. Şimdilerde gerek sağlıklı yaşam gerekse mutluluk konusunda bunları sunan kitaplar market reyonları kadar yakın… Fazla uğraşmadan yapılmış gayet kötü çevirilerle üstelik. Gayet çarpıcı başlıklarla veriyorlar reçeteleri. İnsanları yoran bir dayatma var. Sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi. Sanki sürekli mutluluk, başarı mümkünmüş gibi.
Ama sistemin gereği bu: Her şeyi bildiğini sanan, acınacak derecede kendine yabancı, cahiller ordusu yaratmak… Öğretiler ve öğreticiler akın akın geliyor. Her şey, alabilene, bol bol sunuluyor. Böyle bir dünyada insan yine de bir şeylerin eksikliğini duyuyor. Tek tek iyi ve güzel olan, sayısı arttıkça çekilmez oluyor. Kendimizi ve çevremizi kendi çabamızla ve bir süreç içinde tanıyarak elde edeceğimiz çözümler çok daha yararlı, oysa…
Sebzenin, meyvenin her çeşidini, üstelik taptaze bulabiliyoruz ülkemizde. Zararlı şeylere bedenimiz zaten isyan ediyor. Sağlıksız yiyecekler önce kilo aldırıyor… Sigara öldürmeden önce öksürtüyor… Nefes darlığına ve başka sorunlara yol açıyor. Doğrudan doğruya, sigara içmek öldürür demekle bu süreci koparmıyorlar mı? Yasaklarla, hazır reçetelerle bedenimize yabancılaşmıyor muyuz?
Bizim bir Yunus’umuz var ki; Anadolu’dan, çağları aşıp dünyaya sesleniyor:
İşbu söze Hak tanıktır
Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide
Kafesten kuş uçmuş gibi
Miskin âdemoğulları
Ekinlere benzer gider
Kimi biter kimi yiter
Yere tohum saçmış gibi
Başka söze ne hacet?..
Gencecik ölenlere yazıklanır o, bir tek:
Bu dünyada bir nesneye
Yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi
01.03.07
Bizim Sakarya Gazetesi