İlkyardım


Küçükken nasıl da özgürce at koştururdum düşlerimin o uçsuz bucaksız dünyasında. Gözükara değilse bile gözüpek biri olurdum. Örneğin yangın çıkmış bir eve dalıp birini, binbir güçlükle kurtarır, yakınlarını sevince boğar, onların sevincini ta içimde duyardım. Ama illa, o konuda bilgili olurdum. Ötekiler gibi kalabalık etmez, bilgimi kullanırdım. Düşlerimin ortak özelliği, sonunda insanların yoğun bir kaygıdan, acıdan  kurtulup topluca sevinmesiydi.

Dinlediğimiz masalların, okuduğumuz kitapların, izlediğimiz filmlerin etkisinde kalırdık tabii. Gerçek hayatta da kahramanlarımız olurdu… Her zaman adil davranmalarını bekler, ama bizi, nedense, diğerlerinden azıcık daha fazla sevdiklerini sanırdık.

İlk düş kırıklığını, işte bu masum beklentinin boş çıkmasıyla yaşadık. Anlamadılar…

Ne zaman büyüdük de uyduk onların dünyalarına? Düşlerimiz ne zaman sıradan yaşantılara fazlaca benzer oldu?

İyi öğrenim görmüş insanlar ortak aklın gücüne, dayanışmaya inanmıyor, birbirlerine güvenmiyorlardı. Nasıl bir dünyaydı burası?

Halbuki, teknolojik ilerlemeler, ulaşım ve haberleşme olanaklarını akıl almaz boyutlara taşımıştı. Bazı kolaylıklar da getirmişti yaşantımıza. Yapılacak güzel şeyler vardı…

Örneğin, kalp krizi ya da boğulma tehlikesi geçiren birine veya bir trafik kazası sonucu kan kaybeden bir insana, o anda ilk müdahaleyi yapabilmek bir düş mü şimdi? Değil! O kısacık süreyi iyi kullanmadığınızda ‘keşke’lerin yararı yok! Ama bunun bir eğitimi var ve eğitim süresi sonunda size sertifika veriyorlar. Belirli zaman aralıklarıyla tazeliyorsunuz bilgilerinizi ve pratiğinizi…

Sağlık görevlisi gelene kadar bilinçli bir ilkyardım uygulayacak, en azından olası bir sakatlığı veya iyileşme sürecinin uzamasını önleyeceksiniz. Belki de hayat kurtaracaksınız.

Çoğumuz şu numaraları bile ezberlemiyor ya da her an ulaşabileceğimiz bir yere not etmiyoruz: 112 Hızır Acil, 156 Jandarma, 155 Polis İmdat, 154 Trafik, 110 İtfaiye.

Keşke birisi çıkıp da hiç değilse, itfaiye, sivil savunma, emniyet, eğitim, ulaşım, sanayi çalışanlarının ilkyardım donanımlarının yeterli olduğunu söyleseyebilse… Türkiye Kızılay Derneği Eğitim Birim Yöneticisi Serdar Günel, ”Kaza sırasında ölümlerin yüzde 10’u ilk 5 dakikada, yüzde 45’i de ilk yarım saatte oluyor. Oysa bu ölümler, çok basit ilk yardım uygulamalarıyla bile büyük ölçüde azaltılabilir.” diyor. Ancak, insanlar ne kadar gerekli olduğunu bilseler de ilkyardım eğitimini bir anda öncelikleri arasına katmazlar. Erteler, sonra da unuturlar. Okullardan başlamak, evlerde konuşulmasını ve gündemde kalmasını sağlar belki de. Bacak kadar çocukların bildiği şeyleri bilmemek anne-babaları utandırabilir.

Basın ve medya kuruluşlarının desteğiyle propaganda yaparak, özendirici kampanyalar düzenleyerek; firmaların açacağı ya da sponsor olacağı, Sağlık Bakanlığı sertifikalı kurslarda ücretsiz eğitim vererek kısa zamanda bu açığımızı kapatabiliriz aslında.

03/01/2008

Bizim Sakarya Gazetesi

Sosyal bir varlık olma sorumluluğuyla, dayanışma düzeyini yükselterek insanlara yardım edebiliriz. Bunu da sadaka vererek, acıyarak değil, bilinçlendirerek, yüreklendirerek yapabiliriz ancak. Gün gelir, bu dayanışmadan biz de payımızı alırız. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir