“Sır” da Neymiş!

Geçen akşam bir televizyon programı izledim. Kişisel gelişim programları ve bu konuda yazılmış kitaplar üzerine… Ünlü sunucu daha programın başında hınzır hınzır gülüyor. Üç konuğun ikisi kişisel gelişim kitapları yazmış. Diğeri de ünlü bir bir tıp doktoru; psikiyatrist.

Yazarlardan biri hanım. Bu konuda akademik bir eğitim almadığı halde insanların sorunlarına çare bulma konusunda pek iddialı. Aslında yapılan şey, Uzakdoğu kökenli öğretilerin Amerikancasını yeni bir şeymiş gibi sunmak, pazarlamak.  Batı, modern çağ insanının neye ve nasıl inandığını çözmüş. Özellikle de Amerikalılar. Amerikalı hapı bulur da bizimkiler durur mu? Aynı hapı Türk’e yutturmadan olur mu?  Zaten son kitabının adı “Hap Kitap”! “Quantum Sıçraması” var bir de. Daha önce yazmış. O da kurnazca seçilmiş gizemli bir ad. Tam da günümüzün sırlara pek meraklı ortalama insanına göre… Anlaşılmayan şeyleri beş yüz sayfa da olsa okuyabiliyor insanlar. Merakı, öğrenip anlamaya yönelik değil ne yazık ki. Onun için tıbbın bile alternatifine yöneliyor.

Öteki yazar da tanıdık. Eski başbakanlarımızdan birinin kocası. Anladınız… ‘Sırrın Sırrı’nı yazmış.  “Sır: Secret” diye bir kitap var ya meşhur, işte ona nazire. Ama benim kitabım birkaç adım önde, diyor.

Kitabın basındaki tanıtımıysa şöyle:

“Bilimsel Açıklamalar ve Titreşim Tıbbı. Bu kitap, ‘Çekim Yasası’nın insanoğlu için, içinde barındırdığı çözümleri ve insan sağlığı için önemini anlamak ve anlatmak çabasının bir ürünüdür… Bir anlamda bu Sır’rı özümseme ve ilk kez bilimsel bir yaklaşımla ifade edebilme gayreti ve heyecanıdır… Bilmemiz gereken, tüm olumlu ve olumsuz düşüncelerimizin, evreni sarıp sarmalayan karmaşık enerji alanları içinde, devamlı titreyen ve salınan enerji parçacıkları olduğudur. Düşünceyi gerçeğe dönüştürmenin sırrı, dolayısıyla yaşamın sırrı ‘çekim yasası’dır. Sırrın sırrı ise ‘rezonans’tır. Sırrın sırrının sırrı ise ‘kendini sevmek’tir. İşte Sırrın Sırrının Sırrı ‘kendimizi sevmenin’ en güzel tanımı…”

Anlayan beri gelsin!

Ancak yazarımız kitabı boşuna yazmamış tabii… Beden elektriği tanı cihazlarının Türkiye temsilciliğini almış ve bir de bunları uygulayan alternatif tıp merkezi var. Kitap kılavuz niteliğinde bir bakıma… Tanıtımı iyi gidiyor. Bu gidişle satışlar patlayacak. “Çekim Yasası” işte asıl o zaman işleyecek. Para parayı çekecek. Hastalıklara şakır şakır tanı koyacaklar. Titreşim yasası, şu bu derken tedaviyi de oracıkta yapıverecekler. Haydi, hop paralar cebe!

Bu insanlar büyük bir iddiayla gelmeseler büyük başarılar (!) elde edemeyeceklerini biliyorlar. Bilim dünyasıyla yarış edecek kadar iddialılar. Tepki görünce de bozuluyorlar. Nitekim programın üçüncü konuğu olan profesörün sözlerinden bayağı geriliyorlar.

Şu toplum ne büyük çalkantılardan geçiyor, şaşıyorum, görmüyorlar mı bunu? Biz de kendi geleneksel yöntemlerimizle toplumsal barışı, huzuru sağlamak için çalışalım, emek verelim, kendi değerlerimizi ortaya çıkarmak için öncülük edelim demiyorlar.

Para kazandıkları güzel bir meslekleri varken birden buna dönüyor bazıları. İnsanların çok açlık duyduğu bir alan olarak gördükleri için tabii. Oysa açlığın nedeni, kendi toplumsal değerlerinden koparılmak yüzünden.

Eğer insan ilişkilerini seviyor ve insanı anlamaya çalışıyorsanız böyle bir üretkenlik gösterin. Para karşılığı yaptığınız bu eğitimlere kaç kişinin gücü yetecek Allah aşkına? İthal çözümler bu toplumda işe yaramıyor işte. Çabucak kullanılıp atılıyor. Yeni bir arayış başlıyor bu sefer…

Sunucu bir ara yazar hanıma dönüp, “bağışlayın ama, siz kim oluyorsunuz da…” diye hesap soruyor. Haklı bence.

28/01/2009

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir