Efkâr dağıtmak düşüncesi ve duman nedense birbirine yakışır.
Şu bir numaralı efkâr dağıtma aracının yasaklanması konusunda yazayım dediğimden beri kafamda bir sürü soru işareti belirdi.
Zararlarına dair bir yığın araştırma var, kimsenin artık göz ucuyla bile okumak istemediği…
Rakamlar sanıldığı kadar etkili değil. Oranlar, uyarılar… Korkutursunuz da nereye kadar? Hapis cezası 150 seneden 118 seneye inse ne değişir? Onun gibi…
Öksürmeyi kim ister? Basit bir alışkanlık yüzünden sağlığının bozulmasını kim ister?
Aşırıya kaçılan her şeyde olduğu gibi gerek fiziksel gerekse ruhsal, sıkıntı yaratır insanda. Bir kez yitirildikten sonra sağlığın yeniden kazanılmayacağını herkes bilir. Gerisinin hep züğürt tesellisi olduğunu da…
Ne var ki o merete çok kolay ulaşılıyor işte! Küçük bir bahane yetiyor. Bir tane, bir tane daha… İki meşgale arasında kısacık bir mola!
***
Yasak, sanıldığı gibi ülkede dengeleri değiştirecek, altüst mü edecek?
Sanmıyorum…
Eskiden neydi öyle? Dediğim belki yirmi sene önce… İstanbul’dan otobüse bindim, Adapazarı’na geliyorum. Önümdeki koltuklarda oturan iki adam, birini yakıp birini söndürüyor. Deli olacağım! Soluğum tıkanıyor. Duman olduğu gibi üzerimde. Üstten üstten konuş da göreyim o zamanlar… adamın hakkı değil mi, istediğini yapar.
Aşağı yukarı yolun üçte birini tamamlamıştık ki artık biraz ara verirler dediğim bir anda bir tane daha! Dayanamadım ve yakmamasını rica ettim. Yakmadı ama bütün keyfi kaçtı. Kusurlu benim sanki.
O günler çok gerilerde kaldı. Yeni kuşak hiç görmedi, eskiler de alıştı.
***
Amerika’da Avrupa’da yasağın boyutları genişledi. Uzaktan uzağa şaşakaldık. İnanamadık. Zaman içinde bize de yansıdı. 19 Temmuz’dakine kadar idare ettik.
Restoranların sadece kendilerine ayrılan bölümlerinde tüttürmeye yeni yeni alışıyordu tiryakiler. İş merkezlerinin belli katlarında izin veriliyordu. En sonunda kapıyı gösterdiler… Onların canına minnet; elinde kahvenle otuz beşinci kattan asansörle in, açık havada sohbet!
Son aşamada tüm kapalı mekânlar, vs… denince işin rengi değişti. İsyan edenler haklı. Yasa zamanla kenarlarından kırpılacak, belli.
O güne kadar kimler dayanacak?
Esnaf lokantalarını vurmaz. Pahalı lokantaları, kafeteryaları da… Zaten şimdi yaz. Açık hava bölümleri de olanlar, gazlı dış mekân ısıtıcılarıyla falan atlatırlar bu kışı.
En çok merak edilen, ülkenin yaygın kahvehane geleneğini nasıl etkileyeceği.
Ben şunu merak ediyorum: Yasaktan önce zaten bırakmak isteyenler kahvehaneye gidenlerin yüzde kaçıydı?
Birbirinden görerek yakma, ne sıklıktaydı acaba? Peki ya sırf bu nedenle bırakamayanların oranı neydi?
Neydi, ne olacak?
Ara sıra ve keyif için tellendirmeyi sevenler, yine ara sıra ve keyif için tellendirmeye devam edecekler.
Alışkanlıktan vazgeçmesi şimdilik mümkün görünmeyenler, mecburiyet gibi tüttürmeye devam edecekler.
***
O kadar şey yazdım onun hakkında ama gördünüz, adını tek bir kez almadım ağzıma. Denedim, oluyormuş!
Akıl da vermedim kimseye… Demedim şöyle yap, böyle yapma…
Şimdi azıcık öğüt sanırım hakkım okura. İçimden geldi:
Yasağı, cezayı bahane et de…
Sevdiklerinin hatırı için, azalttığını ya da bıraktığını kâr bil, gerisine hiç karışma!
23/07/2009
Bizim Sakarya Gazetesi