Kalabalık, neşeli bir ortamda ya da güzel bir manzara karşısında “Gözüm gönlüm açıldı” deriz de, yeni, alışılmadık bir dünya görüşü karşısında bocalarız, rahatsızlık duyarız çoğunca.
Şaşırtıcı, sıra dışı düşüncelere hazırlıklı olmadığımız için, “Eski köye yeni âdet çıkarma!”, “İcat çıkarma şimdi!” biçiminde tepkiler veririz… Ama yine de kabul ederiz aramıza böylelerini. Nasıl olsa binde bir çıkar; korkulacak bir şey yoktur, zararsızdır. Daha doğrusu biraz da şımartılarak zararsız hale getirilir. Hoş görsek de fazla yakın durmayız, bıyık altından güleriz, falan… Fazla uzak da durmayız; eğlencelidir, konuşur durur…
Diyelim ki uçuk ya da aykırı düşüncelerin kafanızda serpilmesine izin veren sizsiniz:
Dışlanmayı göze alıp bunları savunursunuz. Önce yadırganırsınız. Adınız çıkmaya görsün; siz de alışırsınız bu her şeye muhalif kimliğinize… Hoşunuza bile gider.
Sonra sonra, herkes gibi düşündüğünüzde üzerinizde baskı hissetmeye başlarsınız. Tarif edildiğiniz gibi davranmak, sizden beklendiği gibi aykırı düşünceler ileri sürmek, çıkıntılık yapmak, sağa sola verip veriştirmek zorundasınızdır. Siz toplumun stresini boşaltmak görevini üstlenmiş, bir bakıma paratoner görevi yapıyorsunuzdur artık.
Ismarlama yaratıcılık olur mu hiç? Tıkanırsınız… Sürdürmekten kazancınız varsa ya da alıştıysanız sürdürürsünüz tabii…
Bundan sonrası soytarılıktır olsa olsa…
* * *
Alıştığımız gibi yaşamak kolaydır. Alışkanlıklarıyla savaşanlar ise hep acemi kalır.
Anlayarak bir usta kitap gibi
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşırarak
YAŞAMAK…
(Nazım Hikmet)
Toplumun gösterdiği hedef, acemilikten kurtulmaktır… Oysa acemilik güzeldir; özgürlük duygusu, esneklik, hafiflik, çocuksu bir yaşama sevinci verir insana. İdrakini, yeni bir dünya görüşü karşısında da gözü gönlü açılacak yönde eğitir. Nasıl kasları güçlendirmek, onları hiç değilse hafif hafif zorlamakla mümkünse, beyin de zorlanmaya gelir pekâlâ… Üstelik beyin, henüz keşfi tamamlanmamış bir organ olduğundan, açılımları güzel sürprizlerle doludur. Alıştığınız kalıplardan sıyrıldıkça “bonus” kazanırsınız. Denemeye değer!
Artık yavaş yavaş mı sıyrılırsınız, yoksa bıçak kemiğe dayanınca birdenbire mi bilemem, ama benden söylemesi; son defaya mahsus ve yılbaşından geçerli olmak üzere değişin; ama bu, düşüncede devrim olsun… Gerisi kendiliğinden gelecek nasıl olsa:
“Düşüncelerinize vurulan zinciri koparın, o zaman bedeninizin de özgürlüğe kavuştuğunu göreceksiniz.” (Martı / Richard Bach / Say Yayınları)
Bunu gerçekleştirmeyi başardığınızda; bir daha her pazartesi, aybaşlarında ya da yılbaşlarında yeni kararlar almak zorunda kalmayacaksınız.
Yeni yılda gözünüzün gönlünüzün hep açık olması dileğiyle…
20/12/06
Bizim Sakarya Gazetesi