“Şapkayı Orada Giyeceğim”

 

Karla kaplı çam ve kayın ormanları… Dağ yamaçlarına sanki özenle serpiştirilmiş gibi duran uzak yakın köyler… İnebolu – Kastamonu yolunda bu huzur veren görüntülerin, aracımızın buğulu, ıslak camlarının ardından hızla görünüp kayboluşunu seyre dalıyoruz. 10040019

Yol üzerindeki bir köy kahvesinde mola veriyoruz. Giderken de aynı yerde durmuş, henüz kar örtüsü altında değilken köy evlerini fotoğraflamıştık. Sonra da kahvede gürül gürül yanan sobanın çevresinde toplanıp ince belli bardaklarımızla çay içmiştik. Artık tanıyorlardı bizi. Ocağın başında çaylarımızı dolduran delikanlıya, duvarda asılı sararmış fotoğrafın babasına mı ait olduğunu soruyorum. Hık demiş burnundan düşmüş sanki… Dedesiymiş…

Birkaç kişi okey oynamaya dalmış öte masada. Deklanşör seslerine aldırmıyorlar hiç, hâlbuki onları çekip duruyoruz… 10040016

Basılmamış kar çok cezbeder ya insanı, arkadaşlar çaylarını yudumlayadursunlar kahveden sessizce çıkıp azıcık oyalandıktan sonra çabuk çabuk köye doğru seğirtiyorum. İyi de ediyorum! Öyle güzel ki köy! Zaten benim gibi başka kaçaklar da var; yalnız değilim… İki sevimli yavru köpek havlayarak üstüme atlıyor; pencereden bakan kadın onları çağırırken bana laf atıyor. Gruptaki arkadaşların taklit ettikleri Kastamonu şivesini abartılı sanıyordum ama değilmiş! Kulağa hoş geliyor müziği; gülümsetiyor insanı… Yanıma geliyor, hindileri ve köpeğiyle ahırın kapısında fotoğrafını çekiyorum. Teşekkür ediyor…

10040012-1

Yeniden Kastamonu’dayız. Buluşma yerini, saatini kararlaştırıyoruz. İşte yine yetmeyecek zaman!..

Pide kokularına yöneliyoruz. Etli pidesi ünlüymüş, bir de pastırmalısı. Arkadaşlar beğeniyorlar; afiyet olsun! Ben de kaşarlı, yumurtalısını beğeniyorum.

Taşköprü sarımsağı, pastırma, çekme helva… Kastamonu’dan götürülecekler…

Turistik eşyaların üretilip satıldığı güzel bir çarşıyı geziyoruz.

Kastamonu’da görülecek o kadar çok şey var ki aslında. Hem de Kastamonu Valiliği tarafından çok önemli bir hizmet veriliyormuş burada; ne kadar övülse az: Tüm öğrencilere ve ziyaretçilere servis ve rehber tahsis edilip bir “kent tarihi turu” gerçekleştiriliyormuş. Tur sonunda da bu bilgiler bir sinevizyon gösterisiyle destekleniyormuş.

10040004

Kastamonu Vilayet Konağı çok görkemli, gerçekten. Cumhuriyet Meydanı’ndaki binayı yapan (1902) mimar Vedat Tek, aynı zamanda, Ankara’da ikinci Meclis binasının, İstanbul’da Moda vapur iskelesinin de mimarı.

Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtı’nın da bulunduğu bu meydanda çevre düzenlemesi yapılıyor. Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonulu kadınların İnebolu’dan Ankara’ya kağnılarla silah ve malzeme taşımalarını simgeleyen anıt, Heykeltıraş Prof. Tankut Öktem tarafından yapılmış ve 1990 yılında da meydandaki yerine konulmuş.

1921 yılının Aralık ayında, zorlu kış şartlarının hüküm sürdüğü günlerde sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile İnebolu’dan cephane taşırken Kastamonu kışlası önünde donarak şehit olmuş Şerife Bacı.

10040027

Geçmişini gururla yaşatan bu kentin bir Kent Tarihi Müzesi var. Bu müze Türkiye’de bir ilkmiş. 29 Ekim 2002’de açılmış. Vilayet binasının alt katında yer alıyor.

Livapaşa Konağı Etnografya Müzesi’ndeise yörenin el sanatları mankenlerle canlandırılıyormuş… “Muş” diyorum, çünkü tadını çıkara çıkara dolaşacak zamanımız yoktu. Şimdi, kenti bir sonraki ziyaretimizde neler yapacağımızı biliyoruz en azından. Böyle bir yere önceden iyice hazırlanıp gelinmeli ve kesinlikle günübirlik gelinmemeli. Bizimki o kadar bile değildi, çünkü bu gezi, sonbahar fotoğrafları için Küre Dağlarının seçildiği bir geziydi.

Camlarımızın buz tuttuğu akşam saatlerinde artık hiç durmadan yol alıyoruz. Bolu Dağı’nda verdiğimiz kısa molada da çayın yanında İnebolu’dan aldığımız poğaçaları yiyoruz…

 

Atatürk’e Kastamonu çevresinin mutaassıp bir çevre olduğunu söylemelerine rağmen o, burada şapka devrimini yapmaktan çekinmemiş sebebini de şöyle açıklamış:

“Bütün vilayetler beni tanırlar. Ya üniforma ile veya fesli, kalpaklı sivil elbise ile görmüşlerdir. Yalnız Kastamonu’ya gidemedim. İlk önce nasıl görülürlerse öyle alışırlar, yadırgamazlar. Üstelik bu vilayet halkının hemen hepsi asker ocağından geçmişler, itaatlidirler, munistirler. Adları gericiye çıkmışsa da anlayışlıdırlar. Bunun için şapkayı orada giyeceğim.”

16/11/2006

Bizim Sakarya Gazetesi

10040008

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir