Beştaş Kimin Umurunda?


Biz Anneler Günü’nde ve Babalar Günü’nde çocuklarımızın hediye almasını yasaklamıştık. Onların göz göre göre bu sömürüye alet edilmelerini istemiyorduk… Dün kızımla telefonda konuşurken yeri geldi: “Yasak kalktı; artık çalışıyorsun, alabilirsin.” diye şaka yaptım. Şaka olduğunu anladı… gülüştük.

Gece oturmuş gazete okuyorum. Televizyon açık… Şeytan dürttü, bir reklâm dikkatimi çekti. Bir yumurcak çıkmış; sevgili annesine evlenme teklif ederken “tektaş” almamış olan babasını suçluyor. Üstelik ne doğum yaptığında ne doğum gününde ne de evlenme yıldönümünde tektaş almış, bu berbat adam! “Benn!” diye vurgulayarak, “…onun için, ben, anneler gününde Atasay’dan anneme ‘şu kadarcık bir şey’ almak istiyorum!” diyor.

Gözlerime ve kulaklarıma inanamadım… O kadar da değilmiş; bir de radyo spotu varmış aynı reklâmın… İnternette rastlayıp dinledim… Konuşan da kadın:

“Kadınları tanıyalım–1. Bölüm: Eşiniz ya da sevgiliniz size, ‘Beni ne kadar seviyorsun?’ diye sorarsa ki kadındır sorar, sakın ‘dünyalar kadar’, ‘her şeyden çok’ falan demeyin! İki parmağınızı bir araya getirip ‘şu kadarcık’ deyin… Bu arada iki parmağınızın arasında bir de ‘Atasay tektaş’ olsun; bütün sevgi sözlerinden daha anlamlı olacaktır.

Tektaş dedim, siz ürktünüz… Kolaay kolayy…” diye gidiyor.

Vallahi dünyamı şaşırdım!

Demek ki Sayın Baylar, sevginizin büyüklüğünü, “her şeyden çok”, “dünyalar kadar” gibi sözlerle anlatamayacağınız yaratıklar var karşınızda: KADINLAR! Ama korkmayın, Atasay çözdü artık kadını. Bacak kadar çocuklar bile biliyor ki şu kadarcık bir şey almanız yeterli o kadın denen uzaylıya… Nasıl mı alacaksınız? Kolayyy!! Gidin Atasay’a… 36 aya varan… size özel taksitlerle… alın! İşte gözlerimizi yaşartacak bir özveri, işte tatmin garantili hizmet!! Siz hâlâ 36 aycık borçtan çekiniyorsunuz… Niye yaşıyorsunuz o zaman? Böyle pısırıklık olur mu canım? Görülmemiş şey!

Atasay o kadar işinin arasında bu sihirli formülü de buluvermiş! Annenizin, eşinizin, sevgilinizin, müstakbel gelininizin, gelin olacak kızınızın gönlünü iki parmağınızın arasına sıkıştıracağınız “küçücük bir şey” ile kazanacaksınız bundan böyle.

“Tektaş”! Evet tektaş! Biz çocukken “beştaş” bilirdik bir tek… Ne safmışız! Şimdiki çocuklar harika!

Bu sihirli sözcük artık her kapıyı açıyor; duyduk duymadık demeyin beyler! Sevgi, anne sevgisi, saygı, değerbilirlik, özveri… Bunların hepsini tek başına anlatabilecek joker sözcük o!  Ha… kadın denen o tatminsiz yaratık yarın öbür gün bundan da bıkarsa ne olacak diye düşünmeyin… Kolayy!.. Atasay kadını çözdü nasıl olsa!.. Hem, artık ilişkilerin rakamlarla ve işaretlerle ölçülebildiği bir Türkiye var; insanları öz değerlerine, emeğine, geçmişine, geleceğine yabancılaştırılmış…

Reha Muhtar, Mehmet Ali Erbil ve onun gibilerin açtığı kapılardan ne cambazlar geçti bu ülkede… Telefonun öbür ucundaki öğretmene, memura, işsize, emekliye, dula, … yalvarta yalvarta arabalar, evler bağışladılar… Yarışmaydı, haberdi, diziydi derken bayağılaştırmayı, onursuzlaştırmayı, ilkesizleştirmeyi oya gibi işlediler, sabırla. Kabadayılığı yücelttiler. Bol bol kazandılar. Bol bol yediler…

O enerji küpü cambazlar, koca ülkeyi yabancıların gözünde “şu kadarcık” yapmak için az emek vermediler… Vallahi, az bile kazandılar!

***

Bir şey dikkatimi çekti bilgisayarda yazarken: “Word” programı, “beştaş”ın altını kırmızıyla çiziyor; “beş taş” diye yazılmalıymış! “Tektaş”ı ise çabucak benimsemiş; ayırmıyor!.. Kendimi bildim bileli sözcük dağarcığımda bulunan “beştaş”, bir çocuk oyununun adıdır ve birleşik sözcüktür… Hoş, “tektaş” çocukların diline düştükten sonra çocuk oyunu kimin umurunda?!..

10/05/2007

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir