“Tanrı gibi gökyüzüne uzanabilseydim,
canına okurdum şu feleğin, canına.
Bir dünya kurardım, gönlümce, yepyeni,
ey insan, derdim, ey insan,
dile benden ne dilersen.” /Ömer Hayyam
Değerli müzisyen Vedat Sakman, geçenlerde bir televizyon programında insanlığa dair düşüncelerinden söz ediyordu. Aşağı yukarı şöyleydi: “İnsan dünyada öleceğini bilerek yaşayan tek canlı varlıktır; kendini bilmeye başladığı andan itibaren ölümü de bilir. Bu acıyı duyarak yaşar. Onun için de insana anlayış göstermek, iyi davranmak gerekir.”
“Ölümü düşündüğüm günden kaldı bu hüzün
Geç kalmışlığın telaşı
Hatalarım
Yalanlarım
Yollarım ve yıllarım
Eksik olmayın
Bir başka sefere yine beklerim
Umutlandıklarım
Umut dağıttıklarım
Akıl verdiklerim
Akıllı sandıklarım
Eksik olmayın
Bir başka sefere yine beklerim
Ölümün yüzünü gördüğüm gün
Kimin elini tutup göçmek isterim
Bir sevip bin söz ettiklerim
Bin sevip hiç söz etmediklerim
Söz verdiklerim
Yapamadıklarım
Eksik olmayın
Bir başka sefere yine beklerim” /Cennet/Vedat Sakman
***
İnsanın da öteki canlılar gibi yaşamaktır asli görevi… ama… işte orada başlar felsefe; insan olma noktasında bir “ama” vardır ki düşün dur…
“Felsefe, insan için bilgelik yolunda bir çabadır ve daima yarım kalır” der Kant. Evet, yarım kalır. Çünkü ölüm vardır, son vardır. Ama arayış sonsuzdur.
Sağlam bir eğitim görmüş on ikinci yüzyıl İran şairi Ömer Hayyam’ın Kuran, hadis, felsefe, matematik, astronomi biliminde üstüne yokmuş. Yunan felsefesini de incelemiş. Edebiyatta büyük bir üne ulaşmasını sağlayan dörtlüklerinde (rubai) öyle bilgece sadeleştirmiş ki insan olarak yaşamayı:
“Bir geçim kapısı aç bana,
bir geçim yolu bulayım,
kula kulluk etmeden.”
Haksızlıklara karşı çıkar Hayyam. Yaşama sevincini, aşkı yüceltir; insana bunları yakıştırır. Ölüm düşüncesinde bile umut barındırır:
“Şurda, oh diyecek bir yer olaydı,
ya da şu uzun yolun güzel bir sonu:
Yüz bin yıl sonra, yerin altından,
otlar gibi, yeşil yeşil çıkma umudu.”
Gözü pektir kimi zaman ölüm karşısında:
“Gözümü korkutan ne, yok olmak mı?
Bu yarımdan daha güzel bana öbür yarım.
Na şurda bir can var, şöyle böyle, iğreti,
Vakti geldi mi, bas git, derim, oldu bitti.”
Kimi zaman… her şey yolundaymış gibi yaşayın der; hem de umursamayın ölümü…
“Her şeyi düzene koymuşun gibi yaşa,
İçindeymişin gibi yemyeşil bir sevincin,
Sanki geçimin falan yolunda,
Çiy gibi oturdun say yeşillikte bir gececik,
Kalkıp gidiyormuşun gibi sabahleyin.”
Kimi zaman… hep daha iyiyi aramayı öğütler…
“Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka!
Bir ışık daha var, ışıklardan başka.
Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye:
Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka.”
Yaşamı ertelememek ise hemen hemen tüm şairler gibi Murathan Mungan’ın da dileği:
“…
Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz
Vakti gelip sandıktan çıkardığınızda
Bir de bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış…”
05/07/2007
Bizim Sakarya Gazetesi