KİM BUNLAR?


“… Dünyanın bir hayalden ibaret olduğunu söyleyen yazar, İstanbul güneşinde parlayan takımıyla tekneye biniyor. Üzerinde tepeden tırnağa beyaz saf ipekten bir takım… Kemer tokası, manşet düğmeleri ve kravat iğnesi altın… Kar beyazı kravatının altında yine kar beyazı bir gömlek var… Etrafındaki genç kalabalığın neredeyse tamamı çizgili takım elbiseler ve deri ayakkabılar giymişler…”

“… Sadece üç saatimiz var.
Buradaki basının ifadesiyle, Adnan Hoca’yla teknedeyiz. Asıl adı Adnan Oktar olan yazar, Harun Yahya olarak da tanınıyor. Adnan Oktar – ya da Harun Yahya – Türkiye’de en çok kitabı basılan yazarlardan biri.”
Kai Strittmatter/ Süddeutsche Zeitung Gazetesi

***

Adapazarı AKM’de geçen hafta açılan, “Yaşayan Fosiller” sergisini gezdim bugün. Çok sayıda insanın gelip geçtiği Büyükada vapur iskelesinde, Taksim metrosunda da açılmış… Bu kaçıncısı acaba?

22 Şubat’ta “Yavuz Hırsız” başlıklı yazımda, bu sergiyi İstanbul Levent’teki bir plazada sergilenmeye başladığı günün akşamı kaldırtmayı başaran genci övmüştüm. Eğitimi bilimsellikten uzaklaştırmayı hedefleyen bir sergiydi çünkü.Yazıyı hazırlarken www.harunyahya.org web sitesinden, sergide ne var ne yok incelemiştim. Sonunda gözlerimle de görmüş oldum; dikkat etmezseniz, ilginç ve yararlı bir sergi diye düşünebilirsiniz. Tabii insanın aklına hemen, fosillere bu merak da nereden çıktı demek geliyor. Sergiden bir örnek: “BU DENİZATI FOSİLİ 26 MİLYON YAŞINDADIR VE GÜNÜMÜZDE YAŞAYAN DENİZATLARININ AYNISIDIR.” Bugünkü denizatını gösteren bir fotoğraf konmuş, karşılaştırabilesiniz diye. Her bir fosilin yanına yerleştirilmiş kartlarda, fosilin yaşıyla ve özellikleriyle ilgili bilgiler var. Ayrıca her seferinde, bu canlı şu kadar milyon yıldır hiç değişmemiş, tastamam “aynı” kalmıştır, diye ısrarlı bir açıklamayla vurgulanarak serginin örtülü amacının ıskalanmaması sağlanmış.

Keşke gerçek bilim aşkı da böyle kararlı bir bilgilendirme kampanyasına öncülük edebilseydi ülkemizde. Öyle olsaydı bu gibi kötü niyetli kişilerin sahte iddialarla ortaya çıkıp bilim havarisi gibi ortalıkta dolaşmasına izin verilir miydi? Adam, okullarda öğretilen Darwin’in Evrim teorisine savaş açmış resmen; açık açık söylüyor: “… Eğer evrim olsaydı, Kuran’da mutlaka yer alırdı.” diyor, ardından da “Darwinizm’i tamamen çürüttüm.” diye ekliyor.

Değerli aydınlanmacı, felsefeci Profesör Hüseyin Batuhan, “Bilim ve Şarlatanlık” adlı kitabında bilim adamını şöyle tarif ediyor: “Bilim yapmak istiyorsanız, bütün duygusal kökenli önyargılarınızı bir yana bırakacaksınız. Zamanının öteki düşünen insanları gibi dini inançlarla büyümüş, dini bir çevrede yetişmiş olan Darwin’in insanın maymundan türediği fikrini kolaylıkla kabul ettiğini sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, zira hiçbir insan kendisinin ve içinde yaşadığı toplumun kökleşmiş inançlarından kolay kolay kopamaz. Bir insanın bunu başarabilmesi için ‘doğru’yu kendinden çok sevebilmesi, gerçeklere korkusuzca bakabilmesi, dahası, çağdaşlarından göreceği korkunç tepkiye meydan okuyabilecek kadar ‘dürüst’ ve cesur bir insan olması gerekir. Gerçek bilim adamını sıradan insandan ayırdeden bu niteliklerden birinin bile eksik olması insanı yanlış yola sürükleyebilir.

Nitekim Evrim düşmanlarından birçoğunda bu niteliklerden birinin veya birkaçının birden eksik olduğunu görüyoruz. Ne kadar kusursuz olursa olsun, her teori eleştirilebilir ve reddedilebilir, ancak bunun sadece ve sadece objektif gerekçelere dayandırılması şart. Salt duygusal nedenlerle bir teoriye saldırmak ancak şarlatanlara özgü bir davranıştır.”

Harun Yahya takma adını kullanan Adnan Oktar hakkında çok sayıda dava açıldığını, ancak “akli melekelerinin yerinde olmadığı” gerekçesiyle hüküm giymediğini biliyoruz. (Cezai ehliyeti haiz değildir raporu alanlar cezalandırılamıyor yasaya göre.) Bu kişiyle ilgili davalara basında epeyce yer verilmişti.

Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Zeybek geçen ay bir basın toplantısı düzenleyerek bu adamın “Yaratılış Atlası” adındaki kitabının Türkiye’deki Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı liselerde görev yapan binlerce felsefe ve biyoloji öğretmenine ücretsiz olarak gönderildiğini; bunun engellenmesini istiyor. Zeybek, Eğitim-Sen’e öğretmenlerce ulaştırılan atlası, posta yoluyla Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e ve bilgi edinmesi amacıyla Antalya Valisi Alaaddin Yüksel’e gönderiyor. Bunun üzerine, Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay, okullara bir yazı yazarak söz konusu kitaplarla ilgili okul müdürlüklerini uyarıyor.

Sakarya Valiliğinin bunlardan haberi var mı?

Parlak kâğıda 800 sayfa, 6 küsur kilo ağırlığında, maliyeti yüksek, gösterişli bir kitap… İlettiği mesaj açık: Darwin yalan söylüyor. Evrim yok!”

Bu kitabın geçtiğimiz bahar aylarında Fransa’da “belirivermesi”; binlercesinin okullara, kütüphanelere, öğretmenlere, yazarlara ücretsiz dağıtılması ne kadar tuhaf! Kitap, Fransa basınında büyük yankı yapıyor; Fransa Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sakıncalı bulunuyor.

Neler oluyor?

Almanya’nın en büyük gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung’un 8 Temmuz 2007 tarihli sayısında, Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlası hakkında Kai Strittmatter’in bir makalesi yayımlanıyor. Adnan Hoca’yla yaptıkları üç saatlik tekne gezisini anlatıyor yazar.

Neler oluyor? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı, pervasızca ortaya atılan bu bilimsel gerçekleri çürütme girişimlerine, üstelik bilimsellik savıyla ve görsel zenginliğe önem verilerek insanların yanlış yönlendirilmesine karşı çıkmayacak mı? Üstü örtülü bilim karşıtı sergilere, yayınlara daha ne kadar göz yumacak?

Duyduk duymadık demeyin! Burası Türkiye Cumhuriyeti; Meydan Adnan Hocalara kalamaz! Atatürk’ün Ünlü özdeyişini hatırlayalım:

“Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir!”

***

“İskeleye yanaşıyoruz. Çizgili takım elbiseler içindeki genç grup kıyıda duran iki Limuzin’in etrafında çember oluyorlar. Kar beyazı kıyafetler içindeki yazar siyah Mercedes’e biniyor. Hemen arkasından koruma amaçlı bir Land Rover yola çıkıyor.” (Kai Strittmatter/ Süddeutsche Zeitung Gazetesi)

12/07/2007

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir