"Şimdi Tam Zamanı!"


Şarkı sözleri vardır… hayatımızdaki birini anlatır…

“Bana anlatma sakın / Riske girseydin eğer / Yola çıksaydın eğer / Neler yapardın neler

Bana anlatma sakın / Yelken açsaydın eğer / Özgür olsaydın eğer / Neler yapardın neler

Sen iskeleye bağlı / Fırtnalardan yoksun / Tatlı rüzgâra razı

Ben açık denizdeyim / Deniz bu belli olmaz / Huyunu seveyim” (Söz: Sinan, Müzik: Candan Erçetin)

Düşünmeyiz ki aslında bizden de bir tutam vardır bu sözlerin içinde.

Nedense kader çok uğraşır bizimle… Görünmeyen ipleriyle bir güzel bağlar bizi sıkıca… Geleneklerimizde, bu yüce otoriteye razı olunması öğütlenir. Ancak son zamanlarda işler değişti; ipler, insan davranışlarını etkileme ve yönlendirme uzmanlarının eline geçti.  Topluma parmak ısırtanlar artık bilginler, sanatçılar falan değil… Bu okus pokusçular! İnsanı kılıktan kılığa sokabiliyor; safsatayı gerçek gibi kabul ettirebiliyorlar.

İnsanlar başarısızlıklarının sorumluluğunu kaderden başka bir de babalarına yüklerler. O yüzden, baba olmak zordur… “O beni yetiştirirken bana güvenseydi… Bana sevgi gösterseydi, destek olsaydı…” gibi sözler duyduğumuzda hiç yadırgamayız.

Dönüp kendimize şöyle mi demeliyiz yoksa:

Hayat bir tiyatro; sen de provası olmayan ve tekrarlanamayan bu oyunun, rolünü kendi seçmekte özgür bir oyuncususun.

Sanki prova yapmış gibi kararlı, deneyimli görünmek zorunda değilsin. Tereddütlerin var… öyleyse neden, hiç açık vermemen, ağzından her çıkanı kulağın duyuyormuş gibi yapman; rolünü hiç şaşırmaman gerektiğini düşünüyorsun?

Oyundan tamamen çıkacağın güne kadar, şunu sor hep kendine: “İnsanı hayvandan ayıran nedir?”

İnsan olma yolunda bir adım atmaya çalış ve bu kadarıyla yetin. Başımıza ne geldiyse şu kendinde aşırı yeteneklere ve güce vehmedenlerden gelmedi mi? Hep birlikte ilerlemeyi değil, kanserli hücre gibi kendini büyütmeyi isteyenlerden? Sonunda topluma zarar verdiklerini bile anlamazlar, çünkü beyinleridir aslında anormalleşen. Böyle bir beyinden özeleştiri yapması beklenemez.

Televizyon hem dost hem düşman… Yepyeni bir silah! Onu anlamaya çalış; her dediğine inanma hemen… Ve kıyasıya eleştir ki o da haddini bilsin… Dev aynası olmasın birilerine.

Bireysel tepkilerinin gücünü önemse; varsın bazıları da durmadan irileştirsinler kendilerini… Unutma ki toplumun gücü yanında onların aptal, acayip cüsseleri hiçbir şey değildir.

Alınyazısı anlamındaki “kader” ile iyi gibi gösterilerek dayatılan şeyler arasında kalmışken, bir bilinmezlik sarmışken yanını yöreni; aklın insani ölçülerine bir tutam da bilgi ve donanım ekleyip yalınkılıç atılabilirsin bu ormana, korkmadan…

***

Türk halkı olarak kaderimizi etkileyecek seçimler var önümüzde.

Tiyatro sanatçısı Lemi Bilgin’in, yaşamın her alanına uyarlanabilen güzel şiirine bırakıyorum şimdi sözü…

Şimdi Tam Zamanı
Düşünmenin, yaratmanın ve yapmanın
Söze can katmanın
Yalnızlıktan kurtulmanın
Yaşamın bir sorumluluk olduğunu anlamanın
Sorumluluklarımızı yaşamanın tam zamanı şimdi.
Kıskançlığın, yalanın, bencilliğin, nefretin, ihanetin
Ama asıl tam zamanı şimdi erdemin, cesaretin
Özgür ama sorumlu olmanın
Korkulardan arınmanın
Sessiz kalmaktan korkmanın
Ve tüm çıplaklığıyla kendini görmenin tam zamanı şimdi.
Şimdi tam zamanı
Bir tutam umudun
Bir elin sıcaklığını paylaşmanın
Gözdeki pırıltının
Düşüncedeki aydınlığın
Barışın, barışmanın
Şimdi Tam zamanı gerçeğin.
ŞİMDİ OYUN ZAMANI

Geçici olarak, “ŞİMDİ OY ZAMANI” diyelim isterseniz!

19/07/2007

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir