İki Kapı Arasında

 

Gökhan Uğur

Gökhan Uğur

 


“Hiç fark edemedi,
Hayatta gördüğü lekelerin
Gözlüğünün camında olduğunu.”

Şair yönünü hiç bilmezdik onun. Hele şiire âşık olduğunu… Oysa birkaç yıldır çalıştığı fotoğraf stüdyosu sık sık uğradığımız bir yerdir.

1982’de Düzce’de doğmuş Gökhan Uğur. Bolu İzzet Baysal Ticaret Meslek Lisesi’ni bitirmiş… 2004 yılından beri Adapazarı’nda fotoğraf dalında grafik tasarımıyla uğraşıyor.

“Şiir, ortaokuldaki Türkçe öğretmenim Zeynep Serap Çokol’un öncülüğüyle aklımın ince çatlaklarından içeriye sızdı. Öğretmenimin, Ahmet Muhip Dranas’ın ‘Fahriye Abla’ şiirini okuduğu o sihirli günü unutamam. Şiiri birebir hissettirebilecek kadar kalender bir okuyuştu. Kendisi de Fahriye Abla’yı anımsatacak kadar alımlı bir hanımefendiydi. Onun okulu bırakıp Kayseri’ye gitmesi, bende hâlâ noktası konmamış bir şiirdir.” diyor Gökhan. 1999 yılında başlamış şiir yazmaya. Şiirlerinin hemen hemen hepsini okudum, sonra da sohbet ettik, çok genç yaşta seçtiği bu yol üstüne. Yaşamı sorgulayışına esneklik kazandıran şiir üstüne…

Şiirlerinden ve sorularıma yanıtlarından alıntılarla işte Gökhan Uğur:

“… Ayrılık şiirleri, kalemimden kâğıda ilk düşenlerdi. Her fikir ve her insan birbirinden yavaş yavaş ayrılıyordu zaman düzleminde…”

ACI

Ayağına diken batmış,

Acısını söylemeye çalışan bir çocuğun

Yüzüne benziyordu yüzü.

Yine de biliyordu çocuk, biteceğini.

Aşktı tersten okunuşu,

Düzden ayrılık.

Varlığında bir acıydı

Her bakışında

Dikenin kalbine dokunuşu.

Usulca akan kan,

Ilık.

 

“… Çocukluk insanın hayatında daha sert sorular sorduğu bir dönem. Sonra sonra nitelikleri bozuluyor soruların; içine menfaat karıştıkça…

Bir duygu aslında çocukluk… Bir dönem değil bana göre. Sizin de içinizde vardır bir çocuk tarafınız. Tasarısız, plansız…

Yazdıklarım, dünyadaki bütün insanların çocukluklarından alıntılar. Bir insanın arayışları… Gökhan Uğur’un yazdıkları değil yani…”

“… Bir şiiri iki ay önce yazmış olmam bu konu üzerine on sene önce düşünmediğim anlamına gelmiyor.”

“… Beni her okuyuşumda alıp götüren şiirim, “Bulamamak”.

“…

Perdenin ardı kördüğüm…

Dekor hiç değişmeden

Aktı altımdan yol,

Kayan bir sahnedir

Üstünde bir beden sürüdüğüm.

 

Ne sağım sağ

Ne solum sol,

Sahte bir koridor;

İki kapı arasında hayat

Sürdüğüm.”

“… Ben sanki yolun sonuna gelmiş; bitmiş bir şeyin arkasından bakan ve gördüklerini anlatan birisiyim. Yaşamı, zamanla sınırlandırılmamış geniş bir açıdan görmeye çalışan biri…

Geriye çekilip bakabilmek işi kolaylaştırıyor mu? Hayır, zorlaştırıyor… Ama güzelleştirmiyor dersem de yalan olur.”

“… Hayatı kendi içinde, kendini de hayatın içinde hissetmek; orada bir ayrıntıya dönüşmek… Düşüncelerimdeki esnekliği fark ettim… Yaşamın zaman ve madde boyutunu; bu bağlamda kendi varoluşumu ve nasıl bir ahengin içinde olduğumu merak ettim. Bu süreç de şiirlerime yansıdı.”

 

PARÇALAR

Bütünü oluşturur parçalar
Ve hepsi bütünü izler.
Her parça birbirinin parçalarını taşır,
Hepsinde aynı izler.
Parçalar;
Sizler, bizler, onlar…
Bir araya gelir
Ardındaki bütünü gizler,
Yüzler
.”

“… Acı, benim tattığım kabın içinde tamamıyla saf, dürüst bir şekilde duruyor. Şiirlerimde ona herhangi bir serzeniş yok. Genel olarak bütün duygulara serzenişim veya övgüm var. Hayat her şeyiyle, her kademesiyle yaşanası…”

“KARMAKARIŞIK

Hayat güzel, hayat çirkin, hayat işte…

Kendime geldim her bırakılıp terk edilişte.

Anlaşılmıyor şer mi hayır, hayır mı şer,

Üstümde hayatın taşınmaz çuvalları

Üçer beşer.

Asıl görüntü sende anlam kazananlar…

Gerisi boş bir düzgü

Kuru gürültü.

Bir şiirdi, cisme vurup

Şekle giyinen ışıklar,

Hayatın bıraktığı kafiyelerdi

Yüzümdeki kırışıklar.

Hayat acı, hayat tatlı, hayat işte…

Hayatı terk ettim her kendimi bilişte.”

“… Şu kadar gücüm olsa şunu yapardım, diye düşünürüm tabii… Ama maddi kazançla ilgili kaygılar değildir bunlar… Öyle olsa zaten düşüncede safiyetimi yitiririm; onları kâğıda dökmem güçleşir. Şu anda sıfırlanmış durumdayım; rahat yazabilmeyi böyle sağlıyorum.”

“… Artık şiir serüvenimi zamanın dışına taşıyabiliyorum. Karanlık bir odanın camından, sonsuz bir hiçliğe alnımı dayayabiliyorum.”

09/08/2007

Bizim Sakarya Gazetesi

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir