“Kültürel Renkleriyle Sakarya”


Başbakan Adnan Menderes, 1959 sonbaharında Trakya’ya yaptığı bir gezi sırasında, kendi iktidarının hizmetlerini övüyor ve dış borçların önemsizliğini vurguluyor, arkasından şu sözleri söylüyor: “Biz borçlu değiliz… Vatan bize borçludur!”

Ve 10 Aralık 1959 tarihli Akbaba Dergisi… Derginin başyazarı Yusuf Ziya Ortaç, “Gurur” başlıklı yazısında başbakanın sözleriyle ilgili olarak şunları yazıyor:

“… Zavallı vatan!.. Amerika’ya, Almanya’ya, İngiltere’ye borçlu olduğunu biliyorduk, ama Başvekile de borçlu olduğunu ilk defa duyuyoruz!

(…) Sayın Başvekil unutuyor ki onun asfaltladığı dağlardan, beş yüz yıl önce, Fatih Sultan Mehmet Cadillac’larını değil, kalyonlarını geçirmişti!

‘Vatan bize borçludur!..’ İnsan bu inanca vardıktan sonra, artık o, gururun altın kulesindedir. Artık ona söz söylenemez. Artık o ne yapsa doğru, artık o ne düşünse güzel, artık o ne söylese keramettir!

‘Vatan bize borçludur!.. Bu borçtan kurtulmanın galiba tek çaresi kaldı: Gelecek seçimlerde milletçe hesaplaşmak!”

Aziz Nesin’e sorarsanız, o da tersine, kendini “dünyanın en borçlu insanı” sanıyor: “Ne çok borcum var. Bana borçlu olmanın sorum duygusunu, bu bilinci veren halkıma borçluyum. Bana, erişmeyi hayal bile edemeyeceğim olanakları bağışlayan okurlarıma borçluyum. Kendi sınıfıma borçluyum. Yaşadığım olayların doğruca tanıklığını yapmak; salt tanıklığını da değil, yorumlarını, değerlendirmelerini yapmak da borcum. Bu borçları, salt okurlarım, salt halkım, salt sınıfım için değil, bütün dünya için ödemem gerekiyor. Bu ağır borcu, her hücremde, iliklerime değin duyuyorum. (…) Okurlarım da bana bu borcu anımsatmak için, beni durmadan uyarıyorlar… Sanki benim borçluluk duygusu altında ezilmem yetmezmiş gibi… Ve açıkçası borcunu ödeyememiş, üstelik ödemek için umut göremeyen bir yazar olarak utanıyorum da…

Ben yaşamayı dünya nimetlerinden nasiplenmek için değil, borçlarımı ödemek için istiyorum.”

Ali Aktaş da insanlığa borcunu ödermişçesine çalışanlardan… O bir sosyolog, yani toplumbilimci. Bin yüz sayfalık kitabının konusu ve adı, “Kültürel Renkleriyle Sakarya”. Ali Aktaş, araştırmasına 2001 yılında başlamış. Adapazarı’na ilk geldiğinde, kendisine yöneltilen, “Ne milletsin?” sorusundan esinlendiğini söylüyor.

O, Sakarya’daki tüm kültürel topluluklarla içiçe yürüttü çalışmalarını… Araştırma bulguları kitap olarak basıma hazırlanmadan önce, haftalarca gazetemizde yayımlanmıştı. Belli ki eksikler, yanlışlar görülsün, kendisi de uyarıları gözden geçirsin diye…

Bu konuda yapılmış ilk çalışmaydı. Bilimsel yaklaşımdan şaşmamalıydı. İnsanları incitmemeli, üzmemeliydi aynı zamanda. “Sofralarına oturarak, ekmeklerini bölüşerek ve bu renklerin hepsini severek” çalışmıştı. Çevresinden hep, çeşitli biçimlerde yardım görmüştü. Kimi elindeki bir belgeyi yahut bir fotoğrafı; kimi bilgi birikimini, değerli zamanını paylaşmıştı onunla.

Elinden çıkan eser, kendi deyişiyle, kendinden bekleneni aşmıştı.  Sakarya halkının katılımıyla, tıpkı bir kazı çalışması gibi kazdıkça yeni bilgilere, doğru bağlantılara ulaşılmıştı. Aziz Nesin de bu benzetmeyi yapıyor:

“Toprağın, yerin onlarca, yüzlerce metre altından birtakım kırık tabak, çanak çömlek çıkarıp, taş çatlatan bir sabırla günlerce, haftalarca, aylarca uğraşıp, birkaç yüz, hatta bin yıl öncesinin bu keramik, tahta ya da pişmiş toprak, kil, tuğla parçalarını bir araya, her parçayı kendinden kopmuş olan parçayla yan yana getirerek birleştiren, parçaları bütünleyen insanlara büyük hayranlık duyuyorum.

Yeraltından parça parça çıkarılıp bütünlenen arkeolojik kalıntılar gibi tarih de, toplumbilim de parça parça kalıntıları toplanıp derlenip bütünlenmelidir. Bu bütünlenme yapılmazsa doğruları öğrenme olanağımız yoktur. Kör değneğini beller gibi bize her ne öğretilmişse, onları doğru sanarak aldanırız.”

***

Ali Aktaş’ın ilimize armağan ettiği, 7 yıllık çabasının ürünü, toplumbilim alanında doğrulara ulaşmanın yolunu açtı. Örnek oldu. Sakarya araştırmacılarının başvuracağı benzersiz bir kaynak var artık.

Güzel tarafı şu: O, bu işlerin ağırlığı altında ezilmiyor; bir çocuk neşesi var her zaman gözlerinde. Gururlanmıyor da… Çalışmalarının “onuruna” bizleri de ortak ediyor cömertçe…

Değerli arkadaşımıza, “72 milleti” kardeşçe bir arada tutmayı başaran Sakarya’dan sevgiler, saygılar…

28/08/2008

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir