20 Haziran 2006… PTT Genel Müdürlüğü basın yoluyla, 21 Haziranda “Adapazarı’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 85. Yılı” dolayısıyla özel tarih damgası kullandırılacağını duyurdu. Haberde, kayıtlı abonelerin ve ilgilenenlerin özel tarih damgalarını, Adapazarı PTT Merkez Müdürlüğünden alabilecekleri belirtiliyordu. Oysa öneriyi ve damganın tasarımını yapan kişi, filatelist Erdoğan Şen’di. Hiçbir kişisel beklentisi olmadan, yalnızca şehrimizin adı dünya filateli tarihine bir kez daha geçsin, damgasını vursun diye (21 Haziran 1921 Kurtuluş Günü damgasını taşıyan çok değerli 4 adet zarf da koleksiyonundadır.)
“Aralarında Bahri Tunçaylı’nın da bulunduğu heyecanlı bir ekiple, 1984 yılında Sakarya Filatelist Derneğini kuruyorlar, aylık bülten çıkarıyorlar. Aynı yıl İl Halk Kütüphanesinde açılan ‘Sakarya─84’ Ulusal Sergisinde, Sakaryalı koleksiyoncular 25 madalya kazanıyor ve ‘madalya rekoru’ kırıyorlar… İki yüzün üzerinde gazete yazısı var Erdoğan Şen’in. Sakarya Gazetesi de, onun yazılarını yayımlaması dolayısıyla sergilere katılıyor, yayın dalında ödüller alıyor.” (23.2.2006 tarihinde gazetemizde yayımlanan “Kültürel Bir Şölen: Filateli” başlıklı söyleşimizden bir bölüm).
Erdoğan Şen’in Türkiye’de filateliye yaptığı katkıları, yerim elverdiği ölçüde anlatmaya, bu “kendini adayış” karşısında şaşkınlığımı sizlerle paylaşmaya çalışmıştım. Erdoğan Şen ve Bahri Tunçaylı’nın o zaman, gerçekten büyük bir heyecan duyarak sundukları, 85. yıl kutlamaları kapsamında bir pul sergisi yapılmasıyla ilgili öneriye, Sakarya Dokümantasyon Merkezi (SADOMER) Çalışma Grubu olarak biz de ilgi gösterdik. Bir de ‘Anma Pulu’ basılacaktı. Hatta sergi kapsamında, Kurtuluş Savaşında kullanılan silahlarla ilgili bir bölüm de oluşturulacaktı… Bahri Tunçaylı’nın ve Rüştü Çürüksulu’nun zengin ve özenli koleksiyonlarından değerli parçalarla… Projenin düşünce altyapısını onlarla birlikte hazırlayıp hemen Sakarya Valiliğine bildirdik.
21 Haziran, Adapazarı’nın adının böyle kültürel bir şenlikle duyulduğu gün olacaktı.
Ama… Projemiz, ekibimizin tüm çabalarına karşın, ödenek yokluğu, güvenlik sorunu, uygun yer bulunamaması gibi nedenlerle gerçekleştirilemedi.
Erdoğan Şen, ulusal ve uluslararası filateli çevrelerinde çok iyi tanınır; bu çevrelerde Adapazarı’nı gerçekten başarıyla temsil eder. Fakat yaşadığı kentte adı pek bilinmez onun…
Adapazarı’nda böyle paha biçilmez bir koleksiyonun varlığından söz etmiş ve yine dikkati çekememiştik. Dile kolay, bir ömür harcanmıştı bu kültürün yaşatılmasına… Ama reklâmı yoktu. Dolayısıyla günümüzde geçersiz sayılıyordu. Ya da kim haber yaptıysa o sürdürsün deniyordu belki…
Öyleyse, geç de olsa:
Duyduk duymadık demeyin! Erdoğan Şen, kendi çabalarıyla, ‘Adapazarı’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 85. yılı Özel Tarih Damgası’nı tasarlayıp PTT Genel Müdürlüğüne sunan kişidir.
İşte şunları söylüyor; lütfen yüreğinizle okuyunuz…
KURTULUŞUNUN 85.YILINDA ADAPAZARI
Filateliyi içtenlikle seven ve benimseyen biri olduğum için olacak ki neye baksam hep filateliyle bütünleştiririm.
Adapazarı bizim mihenk taşımız; hele onun tarihi, tüm ülkemin tarihi gibi beni bambaşka düşüncelere götürür ve bambaşka dünyalara taşır. Onları herkesle ve her yerde paylaşamasam da bu yazıyı, bu yolda bir katkı olur düşüncesi ile yazmama şüphesiz, kentimizin sanatsal ve kültürel yapısında önemli katkıları olan Tamay Açıkel ile beni hep arkamdan iteleyen Bahri Tunçaylı kardeşim oldu.
Bir yerlerde yazmayalı çok zaman geçmediyse de hatalarım için özür dilerim… Ben bir koleksiyonerim.
Anzavurlar Adapazarı’nda baş kaldırırken, bunu fırsat bilen Yunan da işgal eder yaşadığımız kenti… Tarih 26 Mart 1921’dir. Ülkem istilaya karşı, özgürlüğe susamış 90 yaşına girmiş ninelerimle baş kaldırırken Anadolumun her köşesinde Adapazarlı yiğitler de boş durmazlar ve ellerine geçirdikleriyle Milli Mücadelenin önderlerine destek olurlar. Atarlar Yunanı Adapazarı’ndan!
Böylesine bir karmaşa ve talanın yaşandığı bir ortamda o küçük mini postaneye koşar birisi ve tarihe öylesine bir damga vurur… İşte! İzi 85 yıl sonra yine çıkar ortaya… 21 06 1921: O gün kurtulmuştur bu yaşadığımız kent!
“O günü nasıl ansak?” derken içimden geçti bunca şehit verdiğimiz ülkem ve aklıma yaşları geldi onların… Bir de baktım kendi oğluma ve inanın gözlerimden yaşlar damladı… Hem hüzün hem sevinç nasıl yaşanır bir anda, işte o anda yaşandı bunlar… Evet onların yaşları 18-20 idi!
Ve bugün “21 Haziranlarda neler yapılmalı?” derken aklıma gelen askerler bir an canlandılar hayalimde tekrar, 85 yıl sonrasında, o an… 21 06 2006-Adapazarı’nın Kurtuluşunun 85. Yılı Damgasında…
Bugün geride bıraktığımız kurtuluşumuzun 85. yılında çok şeyler yapıldı, ama 85 yıl sonrasına ne gönderdik desem?..
“Biz neler beklerdik bekleriz, bekliyoruz?” dersem gelecek yıllar için yaşadığım kentte…
Adapazarı’nı ülkemde duyurmak isterdim!.. İstanbul kaldırımlarında yürüdü diye kimse Sait Faik Abasıyanık’ı ‘İstanbulludur’ diyerek sahiplenmesin!.. Ve benim kentimde, bizler tek bir yumruk olmazsak duyuramayız sesimizi kimselere… Duyanlar da sadece bir ses duyarlar; anlamsız…
85. yılda ve diğer yıllarda, özüne, temeline, anlamına, tarihine yakışır ölçüde ve güzellikte kutlanmalıdır bizim şehrimizin kurtuluşu…
85. yılda yaptıklarımızla yapamadıklarımızı bir karşılaştırsak ve 85. yıla harcadıklarımızı bir yazsak ve sonra da tek yumruk halinde bir düşünsek ve…
Gelecek kuşaklara anlatabilsek…
Halit Mollalar, Kâzım Kaptanlar, İpsiz Recepler, Gavur Aliler, Sabri Beyler, Telgrafçı Hayriler…
Ve daha nicelerini tanıtabilsek.
Erdoğan Şen
…
Bütün dünya kültürlerini birleştiren, yalnızca koleksiyonerlerin konuştuğu ortak bir dil filateli… Belki de bu dili mükemmel bildiği için, Erdoğan Şen, evrensel düşünebildiği gibi ulusal ve yerel de düşünebiliyor. Özel tarih damgasıyla kimse ilgilenmedi diye, PTT bile haberinde adını anmadı diye sorumluluktan kaçmıyor. Aksine, 2006’nın Sait Faik Abasıyanık’ın doğumunun 100. yılı olduğunu ve bu şehirde anısına ciddi bir şeyler yapılması gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Sait Faik’in doğum yıldönümünde (18 Kasım) bir ‘Anma Pulu’ ve ‘İlk Gün Zarfı’ basılmasını PTT’ye o öneriyor… Duyarlılığından dolayı kendisini kutlarım. Böyle insanların toplumumuzda her zaman farkedilip desteklenmesini de gönülden dilerim.
Tamay Açıkel
20/Temmuz/2006 Bizim Sakarya Gazetesi
