Zararlı diye uzak durmamız gereken şeyler, nedense aynı zamanda en göz önünde olanlardır. Mutfak dolaplarınızda, vitrinlerde, market raflarında durur, sizi ayartmaya çalışırlar. Kimisi kasanın hemen yanında ya da karşıdaki raflarda yoğunlaşır, albenili ambalajlarında size göz kırpar, kimisi de son anda, “hadi alayım” dedirten tuzaklar kurar.Yakalanmamak zordur, çünkü gizli bir çekim gücü olduğu muhakkaktır bu yasakların. […]

Sağlıklı yaşama hakkının elinden alınmak istenmesi insanda doğal bir tepki yaratıyor. Zaten yaratmıyorsa ya niyeti bozuktur ya da algılamasında bir sorun var demektir. Çanakkaleliler de Kaz Dağları’nın havasını, suyunu, yörede binlerce insanın geçimini sağlayan verimli topraklarını tehdit eden, ‘siyanürlü altın’a karşı savaşmak zorunda bırakıldılar. 19 Ocak Cumartesi günü yine alanlarda el ele verip, “Sağlıklı bir […]

Bir süredir kendime ve sizlere, ilkyardımın hayat kurtardığını; her an, hepimizi tehdit eden sakatlanmaları, yaralanmaları önleyebildiğini hatırlatmaya çalışıyorum… Bizim toplumsal özelliğimiz, çabuk unutmamız… İlkyardımın önemini kavrasak da bunun eğitimini almaya ve vermeye sıra gelince, önceliklerimiz arasına giremiyor. Zorunlu olanlar dışında… Çarpıcı bir örnekle sarsılıyoruz ancak. Biraz dövündükten sonra yine unutuyoruz. Demek ki bize bıkmadan hatırlatmak […]

Kurban Bayramı’nın ilk günü, il genelindeki hastanelere saat 10.45’e kadar 17 kişinin müracaat ettiği bildirilmiş. Kurbanlık danasını kesim yerine götürürken hayvanın boynuz darbesiyle yaralanan hemşerimiz şöyle demiş: “Aniden huysuzlaştı! Sakinleştirmeye çalışırken boynuz atarak beni kulağımdan yaraladı. Hayvanı kesemeden soluğu hastanede aldık.” Büyük olasılıkla gülerek söylemiştir… Bizim yufka yürekli insanımız, iple bağlı hayvana kızamaz. Değil mi […]

Çarşaflı kadın, yanında iki kız çocuğuyla oturuyor önümdeki koltuğa… Şoföre parayı öderken elini görüyorum. Çarşafın ucuyla sarmalanmış elleri. Başparmağıyla işaret parmağının arasından sıkı sıkıya tutturmuş; yüzünde görünense sadece burnu ve gözleri… İlkokul çağındaki kızlarına birer bere örüvermemiş de kapatmış başörtüsüyle başlarını. Alışsınlar demiş, şimdiden… Sesini duymuyorum. Belli ki duyurmamaya özen gösteriyor, kadın sesi ya! Marketin […]

22 Kasım’da, “Eski Adapazarı Evleri” konulu bir dia gösterisi izledik Sagüsad’da. Değerli hocamız Hüsnü Gürsel yaklaşık elli senelik birikimini bizlerle paylaştı. Adapazarı evlerini ellili yıllardan buyana düzenli olarak fotoğraflamış. Bu süreç içinde hızlı betonlaşma, yağma kültürü ve depremler nedeniyle büyük bir değişme yaşamış Adapazarı. Belki birçok kişi, bunu gelişme olarak görüp rahatsızlık duymamış, ama belli […]

Fransız hat sanatçısı Hakikat Hanım… Sapanca’da bir villada oturuyor. Müslüman olmuş… Her zaman yaptığımın tersine, bu kadarcık bilgiyle gidiyordum röportaja. Soyadını bile bilmediğim için, internet araştırmamda da bir şey çıkmadı… Tasavvuf müziği üstadı, gazeteci, yazar, çevirmen Nezih Uzel’le tanışıklığını öğrenebildim ancak. Oysa geçen yıl, hem Adapazarı’nda hem de İzmit’te “Gizemli Altın Harfler” adıyla hat sergisi […]

“Özgürlük, onun bilincine varmakla başlar.” diyor Niyazi Öktem. “Özgürlüğünü içinde duyan insan özgürdür.” diye açıklıyor. Davranışlarında yasaların elverdiği ölçüde özgürdür insan. Yasaları çiğnemeye ödün verilemez. Toplumsal alışkanlıkları, gelenekleri yer yer zorlayan ilerici fikirleri sindirmekse hoşgörüyle mümkündür. “Sindirmek” fiilinin ikinci bir anlamı daha var biliyorsunuz; yıldırma, korkutma taktikleriyle konuşamaz, tepki gösteremez duruma getirilir insan. Yani sindirilerek, […]

Sevgili Bayram İnce, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden, şiir günleri, edebiyat günleri gibi etkinliklere çağırılır; Kadriye Hanım’la birlikte yetişmeye çalışırlar. Yeni dostlar edinirler bu çevrelerde. Geçenlerde bana iki ciltlik bir roman getirdi. Dramatik bir özyaşamöyküsü… Kitabı elimden bırakamayacağımı; yazarı Huriye Saraç’ın yakında Adapazarı’na geleceğini ve beni onunla tanıştırmak istediğini söyledi. Kadriye Hanım da hararetle destekledi. Bayram İnce […]

09.06.1921… Mustafa Kemal Ankara’da, Fransız diplomat Franklin Bouillon’la görüşüyor. Ona, bütün ulusa ve tarihe karşı üstlendikleri görevi anlatıyor. Görevin özü, hedefi, ‘Tam Bağımsızlık’. “Tam bağımsızlık demek, kuşkusuz siyaset, iktisat, adalet, askerlik, kültür… gibi her alanda tam bağımsızlık ve tam özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğu […]